Ceza Hukuku·Av. Oğuzhan Çelik
TCK Madde 191 — Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma: Tam Metin, Erteleme Sistemi ve Emsal Kararlar
TCK 191 neyi düzenler ve cezası nedir?
- TCK m. 191, kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanmayı düzenler; cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Okul, yurt, hastane gibi yerlere 200 metreden yakın umuma açık yerlerde işlenirse ceza yarı oranında artar.
- Cezadan önce kademeli bir sistem işler: 5 yıl erteleme + asgari 1 yıl denetimli serbestlik; uyum hâlinde dosya kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanır, ihlalde kamu davası açılır. Güncel kurala göre "ısrar" için bir yılda 3 ihlal + 2 uyarı gerekir.
- Kullanma ile ticaret (TCK 188) ayrımında Yargıtay; davranışlara, bulundurma biçimine ve miktarın kişisel kullanım sınırıyla ilişkisine bakar. Bu sayfada sınırlar madde madde tablo hâlinde ve dayanak 22 Yargıtay kararının tam metniyle verilmiştir.
TCK 191 Neyi Düzenler?
TCK m. 191, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanma suçunu düzenler; cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Maddenin asıl özelliği, cezalandırmadan önce işleyen kademeli bir sistem kurmasıdır: ilk aşamada kamu davasının açılması beş yıl süreyle ertelenir, şüpheli asgari bir yıl denetimli serbestlik tedbirine alınır; yükümlülüklere uyulursa dosya kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanır, ihlal hâlinde ise kamu davası açılır. Bu sayfada maddenin resmî tam metni, sistemin işleyişi ve uygulamada en çok karışan noktalar ele alınmaktadır. Suçun unsurlarına ve savunma stratejilerine ilişkin ayrıntılı anlatım için TCK 191 kapsamında uyuşturucu kullanma suçu rehberimize bakabilirsiniz.
TCK Madde 191'in Tam Metni
Aşağıdaki metin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin resmî metni olup (kaynak: mevzuat.gov.tr) hiçbir değişiklik yapılmadan, olduğu gibi aktarılmıştır.
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — Madde 191
Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.)
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.
(3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.
(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.
(10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Maddenin Yapısı: Cezadan Önce Beş Aşamalı Bir Sistem
TCK m. 191 klasik bir suç maddesi gibi okunmamalıdır; madde, cezalandırma ile tedavi-denetim yaklaşımını birleştiren kademeli bir mekanizma kurar:
- 1. Suç tanımı ve ceza (f. 1): Kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma — iki yıldan beş yıla kadar hapis.
- 2. Kamu davasının ertelenmesi (f. 2): Soruşturmada, CMK m. 171'deki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. 2023 değişikliğiyle erteleme kararının kolluk birimlerine de bildirilmesi öngörülmüştür.
- 3. Denetimli serbestlik (f. 3): Erteleme süresi içinde asgari bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır; bu süre altışar aylık dönemlerle en fazla iki yıl uzatılabilir. Gerek görülürse tedavi uygulanır; savcılık, kullanımın sürüp sürmediğini tespit için kişiyi yılda en az iki kez ilgili kuruma sevk eder.
- 4. İhlal hâlinde kamu davası (f. 4-5): Yükümlülüklere/tedaviye uymamakta ısrar, tekrar satın alma-kabul-bulundurma veya kullanma hâllerinde kamu davası açılır. Erteleme süresi içindeki tekrar kullanım, ayrı bir suç olarak değil ihlal nedeni olarak işlem görür.
- 5. Uyum hâlinde düşüş (f. 7): Erteleme süresi yükümlülüklere uygun geçirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir — kişi yargılanmadan süreç kapanır.
Ceza Ne Kadar, Hangi Hâllerde Artar?
Temel ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir (f. 1). Fıkra 10 uyarınca fiilin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi bina ve tesislere ya da bunların belirlenmiş sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafedeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Uygulamada bu mesafenin nasıl ölçüldüğü ve "umuma açık yer" nitelendirmesi sıkça uyuşmazlık konusu olur.
200 Metre Nasıl Ölçülür? Yargıtay'ın Ölçütleri
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, TCK m. 188/4-b'deki aynı ifadeyi taşıyan artırım nedenini yorumlarken üç önemli ölçüt ortaya koymuştur; bu ölçütler, m. 191/10'daki artırımın uygulanmasında da yol göstericidir (CGK, E. 2021/191, K. 2022/149 — tam metni sayfanın sonundadır):
- Mesafe, kuş uçuşu değil, mutad yaya yoluyla ölçülür. Kararda esas alınan tespit, suçun işlendiği nokta ile okulun çevre duvarı arasındaki "mutad yaya yolu kullanılarak gidilebilecek en kısa mesafe"dir; keşif ve bilirkişi ölçümüyle belirlenir.
- Belirleyici olan, seçimlik hareketin işlendiği yerdir. Somut olayda artırımın dayanağı, maddenin hareket hâlindeki araç içinde bir başkasına verilmesi değil, okul duvarına 200 metreden yakın noktada "satın alınması"dır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, araçların "umumi veya umuma açık yer" sayılamayacağına ilişkin itirazı da bu gerekçeyle sonuca etkili görülmemiştir (araçların umuma açık yer olmadığı yönünde ayrıca CGK, E. 2020/327, K. 2021/145'e atıf yapılmıştır).
- Kurum faaliyette olmalıdır. Ağırlaştırıcı nedenin uygulanabilmesi için okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane gibi bina ve tesislerin faaliyetlerine devam ediyor olması aranır; maddedeki "gibi" ibaresi nedeniyle sayım sınırlayıcı değildir, belirleyici olan tesisin tedavi, eğitim, askerî veya sosyal amaçla toplu bulunulan yerlerden olmasıdır.
Denetimli Serbestlikte "Israr" Şartı: Üç Dönem, Üç Farklı Kural
Bugün geçerli kural şudur: yükümlülüğün bir yıl içinde mazeretsiz ve kasıtlı olarak üç defa ihlali "ısrar" sayılır; kişinin iki kez uyarılması ve ikinci uyarıdan sonra bir yıl içinde üçüncü ihlalin tespiti gerekir. Israr gerçekleşmeden kamu davası açılmışsa, ısrar bir kovuşturma şartı olduğundan mahkûmiyet değil durma kararı verilmesi gerekir (10. CD, E. 2024/286, K. 2025/7743). Kuralın tarihçesi üç döneme ayrılır:
- 6545 sayılı Kanun öncesi (28.06.2014'ten önce infaz edilen tedbirler): Kanunda "ısrar" şartı yoktu. Uyarılı ilk başvuru davetiyesine hiç icabet etmeyen, yani tedbirin infazına hiç başlamayan kişiye ikinci bir uyarı gönderilmesi de gerekmiyordu; yargılamaya devam edilirdi. Israr koşulu, bir yargılama şartı olarak 6545 sayılı Kanun ile getirilmiştir ve infaza ilişkin usulî değişiklikler geriye yürümez (10. CD, E. 2018/3846, K. 2019/2710; aynı yönde E. 2018/3845, K. 2019/2709).
- 6545 sonrası – 10.11.2021 öncesi dönem: O tarihte yürürlükte olan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44/3. maddesine göre bir yıl içinde iki ihlal ısrar sayılıyordu (bir uyarı + ikinci ihlal → dosya kapatma).
- 10.11.2021 tarihli Yönetmelik sonrası: Israr = bir yıl içinde üç ihlal (iki uyarı + üçüncü ihlal); suça sürüklenen çocuklar ile infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından dört ihlal. Bu değişiklik şüpheli lehine olduğundan, ihlaller eski dönemde gerçekleşmiş olsa bile yargılama sırasında yürürlüğe girmişse uygulanır (10. CD, E. 2024/286, K. 2025/7743 — eski kurala göre "ısrar" sayılan iki ihlal + tek uyarı, yeni kural karşısında yetersiz görülmüş ve mahkûmiyet kanun yararına bozulmuştur).
Erteleme Hangi Hâllerde İhlal Edilmiş Sayılır?
Fıkra 4'e göre üç ihlal nedeni vardır: (a) yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar, (b) tekrar kullanmak için madde satın alma, kabul etme veya bulundurma, (c) madde kullanma. Dikkat edilmesi gereken iki nokta: Birincisi, (a) bendinde aranan şey tek bir aksama değil ısrardır; ikincisi, erteleme içindeki tekrar kullanım ayrı bir soruşturma konusu yapılmaz, mevcut dosyada ihlal nedeni sayılır (f. 5). İhlal üzerine açılan davadan sonra işlenen yeni fiillerde ise artık yeni bir erteleme kararı verilemez (f. 6).
Kullanma ile Ticaret (TCK 188) Ayrımı Neden Kritik?
Aynı maddi olay — üzerinde uyuşturucu bulunan bir kişi — iki farklı hukuki sonuca gidebilir: kullanma amaçlı bulundurma (m. 191, erteleme mekanizmalı) veya imal ve ticaret (m. 188, çok daha ağır cezalı). Ayrımı belirleyen tek bir ölçüt yoktur; uygulamada maddenin miktarı, ele geçiriliş biçimi, paketlenme şekli, kişisel kullanım sınırıyla ilişkisi gibi olgular birlikte değerlendirilir. Maddenin 8. fıkrası da bu ayrımın usul boyutunu düzenler: m. 188 veya m. 190'dan açılan kovuşturmada fiilin münhasıran m. 191 kapsamında kaldığı anlaşılırsa, sanık hakkında bu madde çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. Bu ayrımın Yargıtay uygulamasındaki somut ölçütleri, aşağıdaki emsal kararlar bölümünde kararların kendisinden izlenebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ayrımda kullanılacak ölçütleri üç başlıkta toplamıştır: (1) failin davranışları (satışa ilişkin gözlem, alıcı beyanları, iletişim içeriği), (2) maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimi (zula, çok sayıda küçük paket, hassas terazi), (3) maddenin çeşidi ve miktarının kişisel kullanım sınırıyla ilişkisi (CGK, E. 2019/53, K. 2021/14). Kişisel kullanım sınırında madde ele geçirilen ve satış yaptığına dair kesin delil bulunmayan kişi hakkında ise m. 188 değil m. 191 uygulanır (10. CD, E. 2020/7274, K. 2025/13240).
Madde Madde Kişisel Kullanım Sınırları (Yargıtay Ölçütleri)
Kanunda "şu grama kadar kullanım sayılır" biçiminde bir sınır yoktur; sınırlar Yargıtay içtihadıyla, Adli Tıp Kurumu'nun günlük doz verileri esas alınarak çizilmiştir. Aşağıdaki tablo, bu sayfanın sonunda tam metinleri yayımlanan kararlardan derlenmiştir; her satırın dayanağı ilgili karardır. Miktar tek başına belirleyici değildir — aynı gramaj, ele geçiriliş biçimine göre farklı sonuç doğurabilir.
| Madde | Yargıtay'ın kullandığı ölçü | Dayanak karar |
|---|---|---|
| Esrar | Günde 3 kez, her seferinde 1–1,5 gram tüketilebileceği; ayrıca birkaç aylık ihtiyat stoğunun kullanım kapsamında kabul edilebileceği. Somut olayda 25 ayrı paket hâlinde bulundurma ticaret göstergesi sayılmıştır. | CGK, E. 2019/53, K. 2021/14 |
| Eroin | Günlük doz 0,01–0,02 gram; günde 4–6 kez kullanım. 11 fişek hâlinde 6,5 gram, oy çokluğuyla ticaret kabul edilmiştir (karşı oy: 65 günlük kullanım hesabı). Ek Gerekçe'de yıllık kişisel kullanımın en fazla 36 gram olabileceği hesaplanmıştır. | CGK, E. 2020/104, K. 2022/444 · 10. CD, E. 2014/3693, K. 2014/12688 |
| Kokain | "Günlük kullanım dozunun üzerinde" olup olmadığı değerlendirilir; 9 ayrı paket hâlinde, zulada, gece vakti bulundurma ticaret kabul edilmiştir. | 8. CD, E. 2024/488, K. 2024/2176 |
| Metamfetamin | 3,49 gram, ticarete ilişkin başkaca delil yokken kişisel kullanım sınırı içinde kabul edilmiştir. Buna karşılık 38 gram, 43,275 gram ve 91,3 gram "günlük kullanımla tüketilemeyecek", kişisel sınırın çok üzerinde miktarlar olarak ticaret sayılmıştır; 91,3 gramlık olayda maddenin piyasa değerinin failin geliriyle açık orantısızlığı da gerekçeye eklenmiştir. | 10. CD, E. 2024/9456, K. 2025/863 · 8. CD, E. 2024/2734, K. 2024/9565 · 8. CD, E. 2024/2773, K. 2024/6859 · 8. CD, E. 2024/2269, K. 2024/7917 |
| Kenevir (ekim) | Ticari amaca ilişkin delil yoksa 20 köke kadar ekim kişisel kullanım kapsamında değerlendirilir; 65 kök + 500 gram esrar, 2313 sayılı Kanun m. 23/5 kapsamında esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçu sayılmıştır. | 10. CD, E. 2019/2526, K. 2019/7276 |
Ticaret Göstergeleri: Yargıtay Neye Bakıyor?
Kararlarda tekrarlanan başlıca göstergeler şunlardır: maddenin çok sayıda eşit gramajlı paket hâlinde bulundurulması ve hassas terazi ele geçirilmesi (8. CD, E. 2024/1062, K. 2025/2341); maddenin zulaya gizlenmesi; miktarın kişisel sınırın çok üzerinde olması; maddenin piyasa değeri ile failin geliri arasındaki orantısızlık (8. CD, E. 2024/2269, K. 2024/7917). Bunların hiçbiri tek başına mutlak değildir: nitekim bir üye karşı görüşünde, hassas terazinin kullanıcılarda da bulunabileceğini, tek başına ticarete yeterli sayılamayacağını savunmuştur (8. CD, E. 2024/20007, K. 2025/9461). Değerlendirme daima olgular bütünü üzerinden yapılır.
Zamanaşımı ve Diğer Usul Noktaları
TCK m. 191/1'deki suçun tabi olduğu dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır; sürenin dolması hâlinde düşme kararı verilir — Yargıtay, 2025 tarihli bir kararında hem eylemi kişisel kullanım kapsamında görmüş hem de zamanaşımının gerçekleştiğini saptayarak davanın düşmesine hükmetmiştir (10. CD, E. 2020/7274, K. 2025/13240). Erteleme sürecinde verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararlarının kanun yolu da temyiz değil itirazdır (20. CD, E. 2015/15633, K. 2016/2477). Etkin pişmanlık (TCK m. 192) ise başlı başına ayrı bir konudur ve ayrı bir yazıda ele alınacaktır.
Emsal Yargıtay Kararları
Bu sayfadaki bütün tespitler, aşağıda tam metinleri hiçbir değişiklik yapılmadan yayımlanan Yargıtay kararlarına dayanmaktadır. Kararlar Yargıtay'ın resmî karar arama sisteminden alınmıştır; noktalama dâhil olduğu gibi aktarılmıştır. Sayfanın sonundaki tam metinler bölümünden her karar okunabilir.
Kararların Tam Metinleri
Aşağıdaki kararlar, kaynağından olduğu gibi — kelime, harf ve noktalama değiştirilmeden — aktarılmıştır.
Ceza Genel Kurulu 2019/53 E. , 2021/14 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sayısı : 75-114
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı TCK'nın 188/3, 62, 52, 53, 54, 58 ve 63. maddeleri gereğince 5 yıl hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.03.2013 tarihli ve 75-114 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesince 22.10.2018 tarih, 10442-4469 sayı ve oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiş,
Daire Üyesi E. Şener; "24.12.2012 tarihinde saat 16.30 sıralarında Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü Motosikletli timlerince Küçükçekmece ilçesi Kubilay Caddesi üzerinde kimlik kontrolü amacıyla durdurulan ticari taksinin sağ ön yolcu koltuğunda oturan sanık ...'ın kimlik bilgilerine göre GBT sorgulamasında herhangi bir aramasının olmadığı anlaşılmış olup, üzerinde bir suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda, elinde bulunan mavi poşeti kendi isteğiyle görevlilere vermesi üzerine, poşet içinde beyaz jelatine sarılı 25 adet toplam net 39,65 gram gelen esrar ele geçirildiği sabit olup, sanığın tüm aşamalarda uyuşturucu madde kullandığını ve esrarı Küçükçekmece tren istasyonununun ilerisindeki ismini ... olarak bildiği şahıstan içmek amacıyla 200 TL'ye satın aldığını, kendisine satan şahısta da paketler hâlinde olduğu için bu şekilde aldığını, satmak amacıyla bulundurmadığını beyan etmiştir.
Yerel Mahkemece, ele geçirilen esrarın jelatine sarılı 25 paketçik hâlinde bulundurulması ve savunmasının kaçamaklı olup, adli sicil kaydında geçmişinde aynı suçtan sabıkalı olması nedeniyle savunmasının kabulü mümkün olmayıp uyuşturucu maddeyi ticari amaçla bulundurduğunun kabulünde zorunluluk olduğu, şeklindeki gerekçeyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Dairemiz çoğunluğu tarafından hükmün onanması kararlaştırılmıştır.
1) Dosya içeriği ve sanığın tüm aşamalardaki savunmaları da gözetilerek, kimlik kontrolü amacıyla durdurulan ticari taksinin sağ ön yolcu koltuğunda oturan sanığın GBT sorgulamasında herhangi bir aramasının olmadığı anlaşılmasından sonra, üzerinde bir suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda, hakkında henüz bir suç soruşturması başlatılmadığı hâlde, görevlilere içinde esrar bulunan poşeti kendi rızası ile teslim ettiği; sanığın esrarı bulunduruluş amacını belirten, başkalarına satma, satışa arzetme, temin etme, verme ya da ticaret amacıyla bulundurma veya ticari amaçla nakletme eylemine ilişkin her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı; adli sicilinde uyuşturucu madde kullanma suçundan da kaydı olduğu hâlde sadece uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kaydının varlığının neden aleyhine değerlendirildiğinin gerekçe de belirtilmediği; esrarın jelatine sarılı 25 paketçik hâlinde bulundurulmasının, tek başına ticari amaçla bulundurma eyleminin varlığını ispatlayan yeterli ölçü olarak kabul edilemeyeceği de gözetilerek, sanığın eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağı düşüncesinde olduğumdan,
2) İncelenen dosya içeriğine göre; kimlik kontrolü amacıyla durdurulan ticari taksinin sağ ön yolcu koltuğunda oturan sanığın GBT sorgulamasında herhangi bir aramasının olmadığı anlaşılmasından sonra, üzerinde bir suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda, hakkında henüz bir suç soruşturması başlatılmadığı hâlde, görevlilere içinde esrar bulunan poşeti kendi rızası ile teslim ettiği anlaşıldığından; kendi suçunun ortaya çıkmasına ve uyuşturucu maddenin ele geçirilmesine yardım etmesi nedeniyle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, sayın çoğunluğun hükmün onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.", düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 14.12.2018 tarih ve 173995 sayı ile;
" ...Dosya içeriğine göre olayın oluş şekli; kimlik kontrolü amacıyla durdurulan ticari taksinin sağ ön yolcu koltuğunda oturan sanığın, GBT sorgulamasında herhangi bir aramasının olmadığı anlaşılmasından sonra, üzerinde bir suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda, görevlilere içinde suça konu esrar bulunan poşeti kendi rızası ile teslim etmesi şeklindedir. Sanık aşamalardaki savunmasında istikrarlı olarak suça konu esrarı yeni satın aldığını, satın aldığı yerin Küçükçekmece tren istasyonu olduğunu, satın aldığı kişiyi esmer ... olarak bildiğini, bu şahsın açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediğini, esrarları kişisel kullanımı için edindiğini savunmuştur.
Sanığın esrarı bulunduruluş amacının; başkalarına satma, satışa arzetme, temin etme, verme ya da ticaret amacıyla bulundurma veya ticari amaçla nakletme şeklinde olduğuna dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmamaktadır. Yakalanan esrarın paketçik hâlinde olması, satma amacı için bulundurmanın tek başına delili olamaz, zira satın almanın da delili olabilir. Adli sicilinde uyuşturucu madde kullanma suçundan da kaydı olduğu hâlde sadece uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kaydının varlığının aleyhine değerlendirilemeyeceği de açıktır. Esrarın jelatine sarılı 25 paketçik hâlinde bulundurulmasının, tek başına ticari amaçla bulundurma eyleminin varlığını ispatlayan yeterli ölçü olduğu da kabul edilemeyeceği gözetildiğinde, sanığın eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekirken onanmasına dair Özel Daire kararı usul ve yasaya aykırıdır." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 20. Dairesince 09.01.2019 tarih ve 5881-168 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçunu mu yoksa "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
24.12.2012 tarihli olay tutanağına göre; Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü Motosikletli Timler Büro Amirliği görevlilerince, 24.12.2012 tarihinde saat 16.50 sıralarında Fatih Mahallesi, Kubilay Caddesi üzerinde Küçükçekmece 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1168 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden gerçekleştirilen denetimler esnasında, 34 T.. .. plaka sayılı ticari taksinin durdurulduğu, yapılan kimlik kontrolleri neticesinde araç sürücüsünün tanık ..., sağ ön koltukta oturanın sanık ..., sağ arka koltukta oturanın ise hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen şüpheli... olduğunun tespit edildiği, adı geçenlerin yapılan GBT sorgulamalarında; haklarında herhangi bir yakalama kararının bulunmadığının anlaşıldığı, görevlilerce üzerlerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda sanığın elindeki mavi renkli poşeti teslim ettiği, görevlilerce poşetin içi kontrol edildiğinde alüminyum folyoya sarılı hâlde, toplam yirmi beş (25) paket suç konusu esrarın ele geçirildiği, konu hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verildiğinde sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan işlem yapılması talimatının alındığı,
Küçükçekmece 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.12.2012 tarihli ve 1168 değişik iş sayılı önleme araması kararının olay tarihi ve yerini kapsadığı,
İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 04.01.2013 tarihli uzmanlık raporuna göre; alüminyum folyoya sarılı olan ve net ağırlığı 79,3 gram gelen suç konusu yeşil renkli bitki parçalarının THC etken maddesi içeren hint keneveri bitkileri olduğu, söz konusu maddeden net 39,65 gram esrar elde edilebileceği,
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.01.2013 tarih ve 50346 sayı ile; şüpheli... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği,
Dosyada yer alan sanığa ait adli sicil kaydındaki bilgilere ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden yapılan incelemeye göre; Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2008 tarihli ve 40-69 sayılı kararıyla; sanığın 5237 sayılı TCK'nın 188/3, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 80 TL adli para cezasıyla cezalandırıldığı, söz konusu ilamın Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20.09.2010 tarihli ve 34338-18768 sayılı kararıyla düzeltilerek onandığı ve 26.01.2012 tarihinde de infaz edildiği, Küçükçekmece 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2013 tarihli ve 358-355 sayılı kararıyla; sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 10 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığı, 15.02.2018 tarihinde kesinleşen söz konusu ilamın 07.01.2019 tarihinde infaz edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Şüpheli... kollukta; sanık ile arkadaş olduklarını, suç tarihinde telefon ile kendisini arayıp nerede bulunduğunu soran sanığa Avcılar'da olduğunu söylediğini, bir süre sonra sanığın ticari bir taksi ile gelip kendisini bulunduğu yerden aldığını, hareket ettikten yaklaşık on dakika sonra, cadde üzerinde denetleme yapan görevlilerce durdurulduklarını, yapılan kontrolde sanığın elindeki poşetin içinde suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiğini, söz konusu poşette uyuşturucu madde bulunduğunu bilmediğini, uyuşturucu madde kullanan sanığın uyuşturucu madde sattığına dair bir bilgisinin bulunmadığını,
Tanık ... kollukta; 34 T.. .. plakalı ticari taksinin şoförü olduğunu, suç tarihinde saat 16.00 sıralarında bağlı bulunduğu taksi durağında müşteri beklediği esnada, sanığın aracına binip Avcılar'a gitmek istediğini söylediğini, araca bindiği sırada sanığın elinde herhangi bir şey görmediğini, sanığın tarifi üzerine Avcılar'da açık adresini bilmediği bir yere gittiklerini, burada araca şüpheli ...'ın bindiğini, ardından tekrar Küçükçekmece istikametine döndüklerini, Küçükçekmece'ye geldiklerinde cadde üzerinde denetleme yapan görevlilerce durdurulduklarını, görevlilerin sanık ... ile şüpheli ...'ın üzerini aradıklarını, sanığın elindeki poşette suç konusu esrarların ele geçirildiğini, uyuşturucu maddelerle bir ilgi ve irtibatının bulunmadığını, sanığı tanımadığını,
Mahkemede; soruşturma evresindeki beyanlarını tekrar ettiğini, sanık ile şüpheli ...'ın normal yolcu olarak araca bindiklerini, araca bindiği esnada sanığın elinde poşet görmediğini, yolda uygulama yapan görevlilerin aracı durdurup sanık ile şüpheliyi yakaladıklarını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... kollukta; suç tarihinde saat 15.00 sıralarında Küçükçekmece Tren İstasyonunun biraz ilerisinde bulunan alt geçitte, açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği bir şahıstan kullanmak amacıyla suç konusu uyuşturucu maddeleri satın aldığını, daha sonra bir ticari taksiye binip arkadaşı olan şüpheli ...'ı aradığını ve adı geçene nerede olduğunu sorduğunu, Avcılar'da olduğunu belirten şüpheliye yanına geleceğini söylediğini, şüpheliyi Avcılar'da bulunduğu yerden aldıktan sonra tekrar Küçükçekmece'ye hareket ettiklerini, Küçükçekmece'ye geldiklerinde cadde üzerinde denetleme yapan görevlilerce durdurulduklarını, görevlilerin üst araması yaptıkları sırada, elindeki poşetin içinde bulunan suç konusu esrarları ele geçirdiklerini, şüpheli ... ile taksi şoförü tanık Nasır'ın uyuşturucu maddelerle bir ilgi ve irtibatlarının bulunmadığını, suç konusu uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla bulundurduğunu,
Savcılıkta; suç konusu yirmi beş paket hâlindeki uyuşturucu maddeleri Esmer ... lakaplı şahıstan 200 TL karşılığında kullanmak amacıyla satın aldığını, söz konusu bu şahıstan daha önce de toplu hâlde esrar satın aldığını, ancak adı geçenin bu defa uyuşturucu maddeyi jelatine sarılı, yirmi beş paket hâlinde ayrı ayrı sattığını, söz konusu uyuşturucu maddeleri kimseye satmadığını,
Sorguda; kolluk ve savcılıktaki savunmalarını tekrar ettiğini, suç konusu uyuşturucu maddeleri satın aldıktan sonra evine dönmek için ticari bir taksiye bindiğini, araçta iken telefon ile arkadaşı şüpheli ...'ı aradığını, Avcılar'da olduğunu öğrendiği adı geçeni bulunduğu yerden aldığını, amacının kendisi ile aynı sokakta ikamet eden şüpheliyi evine bırakmak olduğunu, Küçükçekmece'ye geldiklerinde görevlilerce durdurulduklarını, üst araması yapıldığı sırada poşeti görevlilere teslim ettiğini, uyuşturucu madde bağımlısı olduğunu, söz konusu bağımlılıktan kurtulmaya çalışmasına rağmen başaramadığını,
Mahkemede ise; uyuşturucu madde kullandığını, suç konusu esrarları Esmer ... adlı şahıstan 200 TL karşılığında toplu olarak satın aldığını, görevlilerce durdurulduklarında uyuşturucu maddelerin içinde bulunduğu poşeti kendi rızasıyla teslim ettiğini, yirmi beş paket hâlindeki uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla bulundurduğunu, atılı suçlamayı kabul etmediğini,
Savunmuştur.
Suç ve hüküm tarihlerinde 5237 sayılı TCK'nın "Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti" başlıklı 188. maddesinin 3. fıkrası; "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır" biçiminde olup, madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi üçüncü fıkrada, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, söz konusu maddenin birinci fıkrasına göre ayrı bir suç oluşturmaktadır.
Aynı Kanun'un "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak" başlıklı 191/1. maddesi ise; "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş olup, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da kullanmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır.
Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-136 ile 06.03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.
Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.
İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya iş yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya iş yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlenmesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.
Üçüncü kriter de bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları hâlinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, 24.12.2012 tarihinde saat 16.50 sıralarında Fatih Mahallesi, Kubilay Caddesi üzerinde önleme araması kararına istinaden gerçekleştirilen denetimler esnasında, sürücülüğünü tanık Nasır'ın yaptığı, ön yolcu koltuğunda sanığın, sağ arka koltuğunda ise şüpheli ...'ın oturduğu 34 T.. .. plakalı ticari taksinin durdurulduğu, yapılan kimlik kontrolleri ve GBT sorgulamaları neticesinde haklarında herhangi bir yakalama kararı bulunmadığı anlaşılan adı geçenlere, üzerlerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda, sanığın elindeki mavi renkli poşeti görevlilere teslim ettiği, görevlilerce poşetin içi kontrol edildiğinde alüminyum folyoya sarılı hâlde toplam yirmi beş (25) paket suç konusu esrarın ele geçirildiği olayda;
Suç konusu uyuşturucu maddelerin satışa hazır hâlde ayrı ayrı paketlenmiş bir biçimde ele geçirilmiş olması, bu şekilde hazırlanmış olan uyuşturucu maddenin paket sayısının yirmi beş (25) adet olması, dosyada yer alan sanığa ait adli sicil kaydındaki bilgilere ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden yapılan incelemeye göre; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kaydı bulunan sanığın, geçmişte de uyuşmazlık konusu somut olayda olduğu gibi içinde otuz beş (35) paket esrar bulunan poşet ile yakalandığının ve söz konusu bu olaya ilişkin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün Yargıtay Özel Dairesince düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; sanığın suç konusu yirmi beş paket hâlindeki uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla satın aldığına ilişkin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu gizlemeye ve bu suçun cezasından kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği, bu kapsamda TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen suçun kanuni tanımında yer alan seçimlik hareketlerden "bulunduran" ve "nakleden" fiillerini gerçekleştiren sanığın sabit olan eylemenin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 02.02.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
10. Ceza Dairesi 2020/7274 E. , 2025/13240 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2014/210 E., 2015/34 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın ikametinde ele geçen ve kişisel kullanım sınırında olan uyuşturucu maddeyi kullanma amacı dışında bulundurduğuna dair sanığın savunmasının aksine kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuş ancak; bu suçun 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e madde gereğince 8 yıllık dava zaman aşımı süresine tabii olduğu ve 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 20.01.2015 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.12.2025 tarihinde karar verildi.
Ceza Genel Kurulu 2020/104 E. , 2022/444 K.
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'nın TCK'nın 188/3-4, 62, 52/2, 53, 54 ve 58. maddeleri uyarınca 6 yıl 6 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin ... 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26.09.2013 tarihli ve 233-366 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 23.12.2019 tarihli ve 408-8698 sayılı kararı ile;
"17.03.2013 tarihinde üzerinde yapılan aramada ele geçirilen kullanma sınırında bulunan uyuşturucu maddeyi savunmasının aksine, kullanma amacı dışında bulundurduğuna ilişkin kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, böylece sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiş,
Daire Üyeleri ... ve...."Olay tutanağı, ele geçen uyuşturucu madde miktarı ve tüm dosya kapsamına göre; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından kararın onanması gerektiği düşüncesiyle suçun niteliği değiştirilerek hükmün bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz" düşünceleri ile karşı oy kullanmışlardır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 29.01.2020 tarih ve 2014/58914 sayı ile;
"...Olay tarihinde saat 16.00 sıralarında devriye görevini yapan polislerin durumundan şüphe ettikleri sanığa kimlik sorduklarında sanığın kaçmaya başlaması üzerine kovalamaca sonucu yakalandığı, üzerinde yapılan kaba üst aramasında pantolununun sağ cebinde suça konu 11 paket eroinin yakalandığı, yakalanan eroinin daralı toplam ağırlığının 12,9 gram olarak tartıldığı, sanık aleyhine TCK 191/1 ve 188/3 maddelerinden kamu davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Sanığın aşamalarda yer alan savunmalarında her bir paketini 20.00 TL'den kişisel kullanımı için satın aldığını savunduğu, yargılama sonucunda Yerel Mahkemenin suçun konusu eroinin 11 paket hâlinde olması, satışa hazır hâlde bulundurulması, sanığın suç tarihinden önceye ait (2009) uyuşturucu satıcılığından kaydının oluşunu esas alarak yukarıda yazıldığı gibi temyiz istemine konu kararın kurulduğu anlaşılmaktadır. Yerel Mahkemenin yerinde olduğu düşünülen gerekçeleri ile hükmün onanması gerekirken bozulmasına dair karar usul ve yasalara aykırı olduğu ve hükmün onanması gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 10.02.2020 tarih, 273-788 sayı oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçunu mu yoksa "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
17.03.2013 tarihli olay tutanaklarına göre;
Olay günü saat 16.00 sıralarında...Ekipler Amirliğine bağlı 76-170 kod numaralı ekibin, ... Mahallesi, Mehmlet Akif Sokak içerisinde durumundan şüphelendikleri ve sonradan isminin ... olduğunu öğrendikleri şahsı kimlik sorgulaması yapmak amacıyla durdurmak istedikleri, 'Dur' ihtarında uymayan şahsın kaçmaya başladığı, ekip aracından inen görevlilerin yaklaşık 400 metre kadar şahsı kovaladıkları ve Amiral ... Altıncan Sokak içerisinde şahsı kıstırmak suretiyle yakaladıkları, kelepçe takılan şahsın kaba üst aramasının yapılmak istenildiği sırada "Üzerimde yüklü miktarda eroin var. Daha önce de uyuşturucu madde ticareti yapmaktan cezaevinde yattım. Bu yüzden korktum ve kaçtım." şeklinde görevlilere beyanda bulunduğu, şahsın kaba üst aramasında pantolon sağ cebinde 11 paket, satışa hazır ve toplam daralı ağırlığı 12,6 gram gelen eroin ele geçirildiği,
Şahısla yapılan görüşmede uyuşturucu maddeyi... Mahallesi, Millet Caddesi üzerinde ismini 'Hamza' olarak bildiği şahıstan 200 TL karşılığında satın aldığını beyan etmesi üzerine şahsı refakate alan görevlilerin Millet Caddesine geldikleri, araç içerisinden cadde üzerinde bulunan araçların kontrol edildiği sırada ...'nın beyaz renkli Doblo aracın yanından geçtikten sonra araç içinde oturan şahsın 'Hamza' olduğunu söylediği, dönüş yapılarak park hâlinde bulunan aracın yanına tekrar gelindiğinde aracın bulunduğu yerde olmadığının ve... Mahallesi, İsmetpaşa Caddesi üzerine hızla gittiğinin görüldüğü, aracın peşinden gidilmesine rağmen ara sokağa girmesi ve plakası alınamadığından yakalanamadığı, 'Hamza' isimli şahsın açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilemediği,
... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 29.03.2013 tarihli raporunda; net ağırlığı 6,5 gram gelen kahverenkli toz maddenin eroin olduğunun belirtildiği,
.... GSM numaralı ... adına kayıtlı hat üzerinden 10.03.2013 ile 18.03.2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen görüşmelere ilişkin HTS kayıtları incelendiğinde, görüşme yapılan şahıslar arasında 'Hamza' isimli bir kullanıcının olmadığı, suç tarihi olan 17.03.2013 tarihinde iki adet görüşme kaydı bulunduğu, saat 13.51 itibarıyla 'Deniz Şen' adına kayıtlı .... numaralı GSM hattından bir adet mesaj alındı, 'Türk Telekomünikasyon A.Ş' adına kayıtlı ..... numaralı hattan arandı kaydı olduğu, sanık ...'nın aradığını beyan ettiği....numaralı GSM hattının...adına kayıtlı olduğu ve 10.03.2013 tarihi saat 15.36 itibarıyla bu numaradan bir adet "Mesaj aldı" kaydının bulunduğu,
Açık kaynaklardan (Google Maps) yapılan araştırmaya göre; sanığın ikamet ettiği...Mahallesi, Komiser Reşat Caddesi No:29/1 .../... adresinin, olay tutanağına göre görüldüğü yer olan ... Akif Sokağa yaklaşık 120 metre mesafede olduğu, görevlilerin 'dur' ihtarına rağmen kaçmaya başladığı ve yakalandığı yer olan Amiral ... Altıncan Sokağın ise görüldüğü yer olan ... Akif Sokağa yaklaşık 400 metre mesafede olduğu, bu hâli ile sanığın görevlileri görmesi ve 'dur' ihtarından sonra ikametinin aksi yönünde kaçmaktayken yakalandığı,
Anlaşılmaktadır.
Tutanak tanığı ... Bakırcı ve ... Özaydın; devriye görevleri sırasında durumundan şüphelenmeleri sonrasında durdurmak istedikleri sanığın ikaz etmelerine rağmen kaçmaya başladığını, kovalamaca sonrasında yakalayıp niye kaçtığını sordukları sanığın üzerinde uyuşturucu madde olduğunu söylediğini, pantolonunun cebinde uyuşturucu maddeleri bulduklarını,
Tutanak tanığı ... Ateş; hareketlerinden şüphelendiği için kimliğine bakmak için ekip aracının yanına çağırdığı sanığın kaçmaya başladığını, bunun üzerine diğer ekip arkadaşlarının sanığın peşinden gittiklerini, kendisinin ise araçla diğer yönden gittiğini, daha sonra sanığın yakalanmış ve ekip arkadaşlarının sanığın üzerindeki uyuşturucu maddeyi bulmuş olduklarını gördüğünü,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... soruşturmada; şoförlük yaptığını, aylık 1200 TL geliri bulunduğunu, uyuşturucu madde bağımlısı olduğunu, ele geçen uyuşturucu maddeyi... Mahallesinde 'Hamza' olarak bildiğim şahsı ... numaralı telefonundan araması sonrasında saat 13.30 sıralarında Millet Caddesi üzerine gidip şahısla buluşmasının ardından 200 TL karşılığında satın aldığını, sonra...Mahallesine geldiğini, sokakta gördüğü polislerin 'dur' ihtarında bulunmaları üzerine kaçmaya başladığını, kovalamaca sırasında kendisinin durması üzerine yakalandığını, polislere üzerinde uyuşturucu madde olduğunu söylediğini ve üst aramasında çıkan uyuşturucu madde ile emniyete getirildiğini, ele geçen maddeyi kullandığını, ticaretini ise yapmadığını, mahkemede ise bu beyanlarına ek olarak; beş yıldır uyuşturucu madde kullandığını, olay günü de haftalık kullanmak üzere paketi 20 TL'den toplu hâlde eroin alması sonrasında polisler tarafından yakaladığını, o tarihte markette çalıştığını ve 2000 TL kazandığı için günde bir paket uyuşturucu madde parası bulabildiğini, 'Hamza' isimli şahıstan daha önce de uyuşturucu madde aldığını, olay günü de bu şahıstan saat 14.00 sıralarında... Mahallesinde aldığını ve oradan ...'da bulunan evine gelmek için taksi ile yola çıktığını, uyuşturucu aldıktan 20 dakika sonra evinin bulunduğu sokakta inmesi üzerine yakalandığını, telefon kayıtlarında Hamza'yı aradığı ..... numaralı GSM hattına dair bir kaydın olmamasının nedenini bilmediğini, yalnızca 6 gün önce bir mesaj kaydının olduğunu, Hamza'yı başka bir kişinin telefonuyla da aramış olabileceğini, ... isimli bir şahsı ise tanımadığını savunmuştur.
Suç ve hüküm tarihlerinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın "Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti" başlıklı 188. maddesinin 3 fıkrası; "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır...", aynı Kanun'un 4. fıkrası ise "Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır." biçimindedir.
Madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi üçüncü fıkrada, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, söz konusu maddenin üçüncü fıkrasına göre ayrı bir suç oluşturmaktadır.
Aynı Kanun'un suç ve hüküm tarihlerinde yürürlükte bulunan "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak" başlıklı 191/1. maddesi ise; "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş olup kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da kullanmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır.
Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 tarihli ve 107-136 ile 06.03.2012 tarihli ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.
Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.
İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya ... yerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya ... yerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlenmesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.
Üçüncü kriter de bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları hâlinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
17.03.2013 tarihi saat 16.00 sıralarında kolluk görevlilerinin..... içerisinde durumundan şüphelendikleri sanığı kimlik sorgulaması yapmak amacıyla durdurmak isteyerek 'Dur' ihtarında bulundukları, sanığın ise ihtara uymayarak kaçmaya başladığı, yaklaşık 400 metre kadar şahsı kovalayan görevlilerin Amiral ..... içerisinde şahsı kıstırmak suretiyle yakaladıkları, kelepçe takılan şahsın kaba üst aramasının yapılmak istenildiği sırada "Üzerimde yüklü miktarda eroin var. Daha önce de uyuşturucu madde ticareti yapmaktan cezaevinde yattım. Bu yüzden korktum ve kaçtım." şeklinde beyanda bulunması üzerine yapılan üst yoklamasında pantolon sağ cebinde 11 fişek hâlinde suç konusu eroininin ele geçirildiği olayda;
Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik gösterdiği için kesin bir ölçüt olmamakla birlikte fenni raporlara göre toksiman bir kişi için eroinin, ortalama bir doz miktarının (0,01-0,02) gram ve günlük doz sayısının da 4-6 olarak tüketilebileceği dikkate alındığında; suç konusu eroinin net 6,5 gram olması, sanığın savunmasında ele geçirilen eroini haftalık kullanmak üzere paketini 20 TL'den satın aldığını söylemesine rağmen, suça konu eroinin miktarı itibarıyla haftalık kullanım sınırlarının çok üzerinde kalması, eroinin satışa hazır ve 11 fişek hâlinde ele geçirilmesi, saat 14.00 sıralarında... Mahallesinden aldığı ve ticari taksi ile 20 dakika sonra ...'da bulunan evinin bulunduğu sokağa gelmesinin ardından yakalandığını beyan etmesine rağmen sanığın görevlilerce saat 16.00 sıralarında görüldüğünün olay tutanağında belirtilmesi, bu hâli ile sanığın eroini almasının ardından doğrudan ikametine gitmek yerine, üzerinde satışa hazır fişekler hâlinde bulunan eroin ile ikametinin bulunduğu yer çevresinde yaklaşık 1 saat 40 dakikadır dolaşmakta olduğunun, durumundan şüphelenerek durdurulmak istenilmesi ve 'Dur' ihtarında bulunulmasına karşın kaçması sonrasında yakalandığında görevlilere "üzerinde yüklü miktarda eroin olduğunu" söylediğinin anlaşılması ile eroinin saf miktarının bilinen piyasa değeri ile sanığın ekonomik ve şahsi halinin uyumlu olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerinde satışa hazır şekilde, 11 fişek hâlinde ele geçirilen suça konu eroini kullanma dışında bir amaçla bulundurduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı ...; "Somut olayda, Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan görüş ayrılığı sanığın eyleminin nitelendirilmesine ilişkindir.
Sanık, ikametinin bulunduğu sokağa girmek üzere olduğu sırada kolluk görevlilerinin kendisini görüp durumundan şüphelenmeleri sonrasında görevlilerin 'Dur' ihtarı üzerine kaçmaya başlamış, kovalamaca sonucunda görevlilerce yakalandığında üzerinde net ağırlığı 6,5 gram gelen, 11 fişek hâlinde suç konusu eroin ele geçirilmiştir.
Adli sicil kayıtlarına göre sanığın uyuşturucu maddi ticareti yapma suçundan bir adet, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ise iki adet sabıkası olduğu görülmektedir. Sanık soruşturma ve kovuşturmada istikrarlı şekilde eroin bağımlısı olduğu, ele geçirilen suç konusu eroini, aynı gün, mevcut hâli ile kullanmak amacıyla satın aldığı, ikametine gelmek üzere olduğu sırada kolluk görevlilerini görmesi üzerine, daha önce de benzer suçtan sabıkası olduğundan kaçtığı, ele geçen eroini satmak amacıyla bulundurmadığı yönünde savunmalarda bulunmuştur.
Sanığın, uyuşturucu madde bulundurma şeklinde sabit olan eyleminin kullanma amacına yönelik olup olmadığının tespiti açısından Ceza Genel Kurulunun birçok kararında değindiği kriterler doğrultusunda bir değerlendirme yapmak gerekirse; sanığın bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranışı tespit edilmiş değildir. Yine uyuşturucu maddeyi satın almasından sonra evine giderken görülerek kaçması üzerine yakalandığı anlaşılan sanığın, suç konusu eroini bulundurduğu yer ve bulunduruluş biçimi itibarıyla eyleminin kullanma dışında bir amaçla bulundurma olarak kabulüne yeterli bir veri bulunmamaktadır. Zira eroin, sanığın üzerinde ve 11 fişek şeklinde, satın aldığını beyan ettiği mevcut hâliyle ele geçirilmiştir. Her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulduğuna dair ise herhangi bir tespit yapılmamıştır. Uyuşturucu maddenin tek çeşit olarak ele geçirildiği de açıktır. Eroinin net miktarı 6,5 gramdır.... bir kişi için ortalama günlük doz miktarı (0,02 gram x 5 doz) 0,1 gram olarak kabul edildiğinde ele geçen net 6,5 gram eroinin 65 günlük bir kullanıma karşılık geldiği anlaşılmaktadır. Bu durum ise birkaç aylık ihtiyaç duyabileceği miktarda eroini satın almasından sonra evine gitmekteyken yakalanan sanığın, kişisel olarak kullanıp tüketebileceği miktarın üzerinde eroin bulundurduğuna yeterli değildir. Diğer bir anlatımla ele geçen eroinin miktarı itibarıyla bulundurma eyleminin kişisel kullanım dışında bir amaca yönelik olduğu sübut bulmamıştır.
Sonuç olarak; sanığın net 6,5 gram eroin bulundurma şeklinde ortaya çıkan eyleminin, kullanma dışında bir amaçla gerçekleştiğine dair yeterli delil bulunmadığı, eylemin nitelendirilmesine ilişkin var olan şüphenin yenilemediği, bu hâli ile sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma olarak kabulü gerektiği",
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; sanığın suç konuşu eylemi kullanma dışında bir amaçla gerçekleştiğine dair şüpheden öteye bir delil bulunmadığı, bu hususta oluşan şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği, bu hâli ile sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu",
Düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarih ve 408-8698 sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi amacıyla Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 14.06.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
10. Ceza Dairesi 2014/3693 E. , 2014/12688 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : İSTANBUL 11. Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi- Numarası : 23.11.2012 - 2010/258 esas ve 2012/353 karar
Suç : a) Suç işlemek için kurulan örgüt faaliyeti çerçevesinde
uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : 1) Mahkûmiyet: (Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan
Temyiz incelemesi, müdafiinin isteği üzerine sanık ... hakkında duruşmalı, hükmolunan cezanın süresine göre, 5320 sayılı Kanun'un 8/1, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 318. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 299. maddeleri uyarınca müdafiinin duruşma isteğinin reddine karar verilerek sanık ... .... ve duruşma isteğinde bulunmayan diğer sanıklar hakkında duruşmasız olarak yapıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
.... plakalı aracın müsaderesine ilişkin gerekçeli kararın kayıt malikine tebliğ
edilmediği anlaşıldığından, bu aracın müsaderesine ilişkin hüküm inceleme dışında tutulmuştur.
A) Sanıklar ..., ... ve ..... .... hakkında "suç işlemek için kurulan örgüte üye olma" suçundan; sanık ... hakkında ise "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen beraat hükümlerinin incelenmesi:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, oybirliğiyle,
B) Sanıklar ..., ... ve ... hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, sanıklar ...., .... ve ....yönünden Üye ... ve Üye ...'ın ek gerekçeleri ve oybirliğiyle; hükmolunan hapis cezasının miktarı ile tutuklama tarihine göre sanık ... hakkındaki salıverme isteğinin reddine, oybirliğiyle,
C) Sanık ... hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Diğer sanık ...'un kimliği ve adresi ile suçla ilgisini açıklayarak, bu sanığın suçunun ortaya çıkmasına ve yakalanmasına yardım eden sanık hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ve müdafinin temyiz itirazları ile sanık müdafiinin duruşmadaki sözlü savunması bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, Üye ... ve Üye ...'ın ek gerekçesi ve oybirliğiyle,
D) Sanık ... .... hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Suç konusu 14208 gram eroinin miktarına bağlı olarak önemi ve değeri ile TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince, temel cezaların alt sınır daha fazla aşılarak belirlenmesi gerekirken, 7 yıl hapis ve 700 gün adli para cezası olarak eksik tayin edilmesi,
2- Sanığın, suçu tanımlayan TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında seçimlik olarak sayılan hareketlerden herhangi birini gerçekleştirdiğine, bu bağlamda suç konusu uyuşturucu maddenin temini, yüklenmesi, paketlenmesi, taşınması gibi bir fiile katıldığına ya da uyuşturucu maddeye ortak olduğuna ilişkin kuşkuyu aşan delil bulunmadığı; sabit olan fiilinin hakkındaki kamu davası ayrılan sanık ... ... .... tarafından uyuşturucu madde alımı için gönderilen parayı diğer sanık ...'a teslim etmek ve Mehmet ... ile .... arasında telefon irtibatını sağlamaktan ibaret olduğu, böylece suçun işlenmesine yardım etttiği dikkate alınarak, sanık hakkında TCK'nın 39. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, CMUK'nın 326. maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, oybirliğiyle;
13.11.2014 tarihinde karar verildi.
TEFHİM TUTANAĞI: 13.11.2014 tarihinde saat:14.00'de verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı Akın Çakın'ın katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii Avukat ...'nın yokluğunda 13.11.2014 tarihinde yöntemine uygun biçimde, açık olarak okunup anlatıldı.
(Ek Ger.) (Ek Ger.)
EK GEREKÇE
(Sanıklar ...., ...., ....ve Adnan hakkında)
Sanıklara hükmolunan temel cezanın, yakalanan 14.208 gram eroinin miktarına göre üst sınır veya üst sınıra yakın olarak tayini gerekmektedir. Zira, Dairemizin emsal uygulamalarına göre; 2013/8850 (18 kilo eroin), 2013/4817 (31 kilo eroin), 2013/5712 (53 kilo eroin) sayılı kararlarında; "Temel cezanın üst sınırdan belirlenmemesi suretiyle eksik ceza tayini" eleştirisi yapılmak suretiyle mahkûmiyet kararları onanmıştır.
YARGITAY'IN KURULUŞ AMACI VE GÖREVİ, yasaların Türkiye genelinde hukuka uygun olarak uygulanıp uygulanmadığını denetlemek, içtihatları ile ülkede yasaların ve hukuk kurallarının uygulanmasındaki birliği sağlamak, eşitlik ilkesini gerçekleştirmektir. Bu işlevin yerine getirilmemesi, hukuk kurallarının Türkiye genelinde farklı uygulanmasına yol açar ki, bu durum, eşitlik ilkesine, hak ve adalet duygusuna da uygun değildir. Aynı eylem nedeniyle değişik mahkemelerde yargılanan sanıklara farklı cezalar verilmesi, Anayasanın 10. ve TCK'nın 3. maddelerinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmamaktadır, ayrıca hak ve adalet duygusunu da inciteceğinde kuşku yoktur. Aynı hukuki durumda bulunanlardan "bir kısmına aynı hakkın tanınması bir kısmına ise tanınmaması", hiçbir şekilde kabul edilemez.
Ceza tayini sırasında, sanığın lehine yanılgılı uygulama yapılması durumunda izlenecek yöntem; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.06.2011 tarih ve 48-128 sayılı kararında açıklanmıştır. CMUK'nın 320. maddesinde; Yargıtay'ca yapılacak temyiz incelemesinde, hükmü etkileyecek derecede yasaya aykırılıkların saptanması halinde, bu konuda istem olmasa dahi bu hususun inceleneceği, aynı Yasanın 326. maddesinin son fıkrasında ise; hükmün sanık lehine temyiz edilmesi halinde, yeniden verilen hükümde, evvelki hükümle tayin edilmiş cezadan daha ağır bir cezaya hükmolunamayacağı belirtilmiştir. Bu itibarla, sanığa verilecek temel cezada artırma yapılması gerekiyorsa; bu kural gereği olarak her iki hükümdeki verilen sonuç cezalar karşılaştırılacak, yenisi eskisinden daha ağır olmayacaktır.
TEMEL CEZANIN BELİRLENMESİNDE; suç konusu uyuşturucunun gram ağırlığı esas alınarak Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, yakalanan eroin 40 gram ise 5-6 yıl, 800 gram-2 kilo ise 7- 8 yıl hapis, 2-6 kilo ise 8-10 yıl hapis, 6-15 KİLO İSE 11-13 YIL, 15 kilodan fazla olması durumunda ise 13-15 yıl aralığında hapis cezası verilmesi gerekmektedir. Yani, suç konusunun 15 kilo eroin olması durumunda, mahalli mahkemelerce üst sınırdan verilen 15 yıl hapis cezalarının onandığı dikkate alındığında; somut olayda ele geçen eroin miktarı ile işlenen suçun ağırlığına göre, ülkemizde uygulama birliğinin sağlanması ve adil ceza verilmesi açısından sanıklara da üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğinin kabulü gerekmektedir.
Diğer uyuşturucu maddelerden farklı olarak eroinin tek kullanımlık doz miktarının 0,02 gram olduğu ve ikinci kullanımdan sonra bağımlılık yaptığı, yüzde bir ihtimalle bile tedavi olanağının bulunmadığı da bilimsel bir gerçektir. Matematiksel olarak; 14.208 gram 710 bin doz elde edileceği, dolayısıyla bu suçlara katılan sanıkların belirtilen doz sayılarındaki insanlara eroin kullanmaları için ortam hazırladıkları gözden uzak tutulmamalıdır. Bir kişinin 1 yıllık eroin kullanım miktarı en fazla 36 gramdır. Yine, suça konu eroin 395 kişinin 1 yıllık eroin tüketim miktarı olduğu dikkate alındığında bu miktarların ne kadar vahim olduğu ortadadır.
SONUÇ İTİBARİYLE; sanıkların eylemleri nedeniyle TCK'nın 188/3. maddesi uyarınca temel cezanın, üst sınıra yakın olarak en az 14 yıl hapis cezası olarak verilmesi gerektiği halde, sanık ...'a 10 yıl diğer sanıklara ise 9 yıl olarak eksik ceza verilmiş olması hususu;
1- Sanıklar ...., .... ve ....hakkında; verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik karşı temyiz olmaması nedeniyle, eleştiri konusu yapılmalıdır.
2- TCK'nın 192. maddesinin uygulanması ile ilgili lehine bozma kararı verilen sanık ... hakkında ise; temel cezanın eksik tayin edilmesi durumu da aleyhe bozma nedeni olarak belirtilmeli ve CMUK'nın 326. maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına karar verilmelidir.
Dolayısıyla, Dairemizin istikrarlı uygulamaları doğrultusunda temel cezanın eksik belirlenmesi ile ilgili bu durumun belirtilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. 13.11.2014
10. Ceza Dairesi 2014/3448 E. , 2014/9026 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : a) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (sanık ... hakkında)
b) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma (sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında)
c) Suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma (tüm sanıklar hakkında)
Hükümler : Mahkûmiyet:
a) Sanık ... hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma" suçlarından,
b) Sanıklar ... ve ... hakkında "suç işlemek için kurulan örgüte üye olma" ve "suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma" suçlarından,
c) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında "suç işlemek için kurulan örgüte üye olma" ve "suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçlarından,
d) Sanık ... hakkında "suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan,
Temyiz incelemesi; müdafilerinin isteği üzerine sanıklar ..., ... ve ... hakkında duruşmalı olarak; yöntemine uygun davetiye tebliğine rağmen müdafii duruşmaya gelmeyen sanık ... ile hükmolunan hapis cezasının süresine göre, 5320 sayılı Kanun'un 8/1, 1412 sayılı CMUK'nın 318 ve 5271 sayılı CMK'nın 299. maddeleri uyarınca müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin reddine karar verilerek sanık ... ve duruşmalı inceleme isteği olmayan diğer sanıklar hakkında ise duruşmasız olarak yapıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
A) Sanık ... hakkında;
1- "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, oybirliğiyle,
2- "Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Sanığın sabit olan 30.04.2008 tarihli olayla ilgili olarak "suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan dolayı, suç konusu 112082 gram eroinin miktarına bağlı olarak önemi ve değeri dikkate alınarak, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel hapis cezasının üst sınırdan veya üst sınıra yakın olarak belirlenmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
b) 29.06.2008 tarihinde Edirne Kapıkule sınır kapısında ele geçirilen uyuşturucu maddeyle ilgili sanık hakkında açılmış dava bulunmadığı gözetilmeden, bu suçun da hükme esas alınması,
c) 16.09.2008 tarihinde işlenen suçla ilgili "15.09.2008 tarihli ve TİP.F.01.TK. 317801738 tape kayıt numaralı, aynı tarihli ve TİP. F. 01.TK. 317305907 tape kayıt numaralı, 12.09.2008 tarihli ve TİP.F. 01.TK.316201503 tape kayıt numaralı telefon konuşmalarının kendisine ait olmadığına ilişkin sanığın savunması karşısında, ses kayıtlarının getirtilip dinletilerek sanıktan seslerin kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylediği takdirde sanığın ses örnekleri alınarak belirtilen konuşmalardaki seslerin sanığa ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması, sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları ile sanık müdafiinin duruşmadaki sözlü savunması bu nedenle yerinde olduğundan, resen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA; 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası ve CMUK'nun 326. maddesinin 2. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla; tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması ve tutuklama tarihine göre, sanık hakkındaki salıverilme isteğinin reddine, Başkan Vekili ... ile Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
B) Sanık ... hakkında:
1- "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, oybirliğiyle;
2- "Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
a) Zincirleme suç kapsamındaki suçlardan miktar olarak daha fazla olan 30.04.2008 tarihli suçun maddi konusunu oluşturan 112.082 gram eroinin miktarına bağlı olarak önemi ve değeri dikkate alınarak, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel hapis cezasının üst sınırdan veya üst sınıra yakın olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık tarafından infaz kurumu aracılığı ile 21.08.2014 tarihli yazı ekinde gönderilen dilekçede, 30.04.2008 ve 16.09.2008 tarihli suçlarla ilgisi olduğunu belirttiği ... hakkında bu suçlarla ilgili olarak açılan ve hükümle birlikte tefrik edilen davanın Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2014/194 esas sayı ile derdest olduğu ve ...'nın sorgusunun yapıldığı bildirildiğinden; ...'ün sorgusu yapılmış ve hakkındaki dava derdest ise bu dava ile birleştirilmesi, sonuçlanmış ve hüküm kesinleşmiş ise dosyasının getirtilerek bu dosya içine konulması, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları ile sanık müdafiinin duruşmadaki sözlü savunması bu nedenle yerinde olduğundan, resen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası ve CMUK'nın 326. maddesinin 2. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla; tutuklama koşullarında bir değişiklik bulunmaması ve tutuklama tarihine göre, sanık hakkındaki salıverilme isteğinin reddine, Başkan Vekili ... ile Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
C) Sanık ... hakkında:
1- "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanığın, diğer sanıklar ..., ... ve ... tarafından oluşturulan örgüte üye olduğuna ilişkin, kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında bu suçtan beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
2- "Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
a) Suç konusu 112.082 gram eroinin miktarına bağlı olarak önemi ve değeri dikkate alınarak, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel hapis cezasının üst sınırdan veya üst sınıra yakın olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçuyla ilgili bozma nedenine ve atılı suçu diğer sanıklar tarafından oluşturulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediğinin sabit olmamasına göre, koşulları bulunmadığı halde sanığın cezasının TCK'nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması ve sanık hakkında aynı Kanun'un 58. maddesinin uygulanması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, resen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası ve CMUK'nun 326. maddesinin 2. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
D) Sanık ... hakkında:
1- "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanığın, diğer sanıklar ..., ... ve ... tarafından oluşturulan örgüte üye olduğuna ilişkin kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında bu suçtan beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
2- "Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
a) Suç konusu 112.082 gram eroinin miktarına bağlı olarak önemi ve değeri dikkate alınarak, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel hapis cezasının üst sınıra yakın olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçuyla ilgili bozma nedenine ve atılı suçu diğer sanıklar tarafından oluşturulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediğinin sabit olmamasına göre, koşulları bulunmadığı halde sanığın cezasının TCK'nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması ve sanık hakkında aynı Kanun'un 58. maddesinin uygulanması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası ve CMUK'nın 326. maddesinin 2. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
E) Sanık ... hakkında:
1- "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, oybirliğiyle,
2- "Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Zincirleme suç kapsamındaki suçlardan miktar olarak daha fazla olan 30.04.2008 tarihli suçun maddi konusunu oluşturan 112.082 gram eroinin miktarına bağlı olarak önemi ve değeri dikkate alınarak, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel hapis cezasının üst sınırdan veya üst sınıra yakın olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazları ile sanık müdafiinin duruşmadaki sözlü savunmasının reddiyle, resen de temyize tabi olan hükmün ONANMASINA, oybirliğiyle,
F) Sanık ... hakkında;
1- "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanığın, diğer sanıklar ..., ... ve ... tarafından oluşturulan örgüte üye olduğuna ilişkin, kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında bu suçtan beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
2- "Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
1- 16.09.2008 tarihinde sanığın yakalandığı .... adresinde bulunan işyerinde ele geçirilen ve emanete alınan pres makinası, kalıplar ve kurşun saç levhalar üzerinde uyuşturucu madde kalıntısı veya bulaşığı olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu'ndan veya uzman bir kurum ya da kuruluştan rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre; "suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçuyla ilgili bozma nedenine ve atılı suçu diğer sanıklar tarafından oluşturulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediğinin sabit olmamasına göre, koşulları bulunmadığı halde sanığın cezasının TCK'nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
G) Sanık ... hakkında "suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
1- Suç konusu 73.703 gram eroinin miktarına bağlı olarak önemi ve değeri dikkate alınarak, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel hapis cezasının üst sınırdan veya üst sınıra yakın olarak belirlenmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
2- Atılı suçu diğer sanıklar tarafından oluşturulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediğinin sabit olmadığı gözetilmeden, sanığın cezasının TCK'nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası ve CMUK'nın 326. maddesinin 2. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
H) Sanık ... hakkında:
1- "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Sanığın, diğer sanıklar ..., ... ve ... tarafından oluşturulan örgüte üye olduğuna ilişkin kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında bu suçtan beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
2- "Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
a) Suç konusu 112.082 gram eroinin miktarına bağlı olarak önemi ve değeri dikkate alınarak, TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel hapis cezasının üst sınırdan veya üst sınıra yakın olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma" suçuyla ilgili bozma nedenine ve atılı suçu diğer sanıklar tarafından oluşturulan örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediğinin sabit olmamasına göre, koşulları bulunmadığı halde sanığın cezasının TCK'nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları ile duruşmadaki sözlü savunması bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası ve CMUK'nın 326. maddesinin 2. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
25.09.2014 tarihinde karar verildi.
TEFHİM TUTANAĞI : 25.09.2014 tarihinde saat: 09.30'da verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı ...'nin katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafileri Avukat ... İlhan ve Avukat ... , sanık ... müdafii ....'ın yüzlerine karşı, sanık ... müdafii Avukat Dr. ... ve Sanık ... müdafii Avukat ...'in yokluklarında 25.09.2014 tarihinde yöntemine uygun biçimde, açık olarak okunup anlatıldı.
KARŞI OY GEREKÇESİ
(Sanıklar ... ve ...'ın salıverilmeleri gerektiğine ilişkin)
1- Avrupa İnsan Haklarını ve Temel Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi (AİHS)'nin başlangıç bölümü ve 53. maddesi hükümlerine göre;
a) AİHS insan haklarını ve temel özgürlükleri asgari ölçüde koruyan bir sözleşmedir. Zamanla koruma sınırlarının genişletilmesi amaçlanmıştır.
b) AİHS'ye taraf olan devletler, iç hukuklarında insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyacak düzenlemeler yapabilirler veya bu konuda başka bir sözleşmeyi kabul edebilirler. AİHS'nin hiçbir hükmü, bu nitelikteki düzenlemelere aykırı düşecek şekilde yorumlanamaz. Başka bir anlatımla, AİHS'ye taraf olan devletlerin, iç hukuklarında veya kabul ettikleri başka bir sözleşmede yer alan insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyan hükümlerin, AİHS'ye aykırılığı ileri sürülemez.
2- AİHS'nin 5. maddesine göre, tutuklu bulunan herkesin, makûl bir süre içinde serbest bırakılmaya hakkı vardır. Tutukluluk, makûl süreden fazla olamaz.
3- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, AİHS'nin 5. maddesindeki tutuklulukta geçecek "makûl süre" kavramını yorumlarken, bu sürenin ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonraki aşamayı kapsamadığını kabul etmiştir. Ancak AİHS'nin başlangıç bölümü ile 53. maddesine göre, sözleşmeye taraf olan devletler kendi yasalarında sanığın özgürlüğünü daha fazla koruyucu hükümlere yer verebilirler. Bu nitelikteki hükümlerin AİHS'ye aykırılığı ileri sürülemez.
4- CMK'nın 2, 102 ve 104. maddeleri ile CGTİHK'nın 4. maddesine göre;
a) İddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre, kovuşturma evresidir.
b) Suç şüphesi altında bulunan kişinin, iddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredeki sıfatı sanıktır.
c) Sanığın, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden, hükmün infaz edildiği tarihe kadar geçen evredeki sıfatı ise hükümlüdür.
d) CMK'nın 102. maddesinde düzenlenen azami tutukluluk sürelerine, hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreler de dahildir.
5- Diğer yandan, aynı dava içinde birden fazla suç nedeniyle tutuklama kararı verilmiş olması durumunda da, tutuklamayla ilgili azami süre bir kez uygulanır. (Anayasa Mahkemesi'nin 21.11.2013 tarihli 2012/1303 Bireysel Numaralı, 02.07.2013 tarihli 2012/1137 Bireysel Numaralı ve 03.04.2014 tarihli 2013/2056 Bireysel Numaralı kararları da bu doğrultudadır)
6- Somut olayda, sanık ... 16.09.2008 tarihinden, sanık ... ise 24.04.2009 tarihinden beri tutukludur. Tutukluluk için öngörülen azami 5 yıllık süre her her iki sanık yönünden çoktan aşılmıştır.
7- Azami tutukluluk süreleri dolmuş olduğundan;
a) Sanık ...'ın "suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan,
b) Sanık ...'in ise, "suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma"
ve "suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçlarından
Salıverilmeleri gerektiği kanısını taşıdığımızdan, çoğunluğun aksi görüşüne katılmıyoruz. 25.09.2014
KARŞI OY GEREKÇESİ;
(Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında)
Bozma kararında tespit edilen hukuka aykırılıklar bozmayı gerektirmez. Bu hususlar, eleştiri konusu yapıldıktan sonra Mahkemece verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanması gerekir.
Bozma kararında, "a) TCK'nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gereğince temel hapis cezasının üst sınırdan veya üst sınıra yakın olarak belirlenmesi gerektiği halde eksik ceza verilmesi, b) TCK'nın 43. maddesiyle cezanın artırılması, c) TCK'nın 188/5. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini" hususları belirtilmiştir.
Somut olayda; yakalanan eroin miktarı, suç tarihleri ve sanıkların suçlara iştiraki konularında çoğunlukla aramızda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. 30.04.2008 tarihli suça sanık ... hariç tüm sanıkların iştirak ettiği, 30.06.2008 tarihli suça sanıklar ... (hakkında dava açılmamış olsa bile her zaman dava açılabileceği), ... ve ...'ın iştirak ettiği, 16.09.2008 tarihli suça sanıklar ..., ... ve ...'ın iştirak ettiği sabit olup, 1.olayda 112 kilo eroin, 2.olayda 31 kilo eroin, 3.olayda 73 kilo eroin ele geçirilmiştir.
Diğer uyuşturucu maddelerden farklı olarak eroinin tek kullanımlık doz miktarının 0,02 gram olduğu ve ikinci kullanımdan sonra bağımlılık yaptığı, yüzde bir ihtimalle bile tedavi olanağının bulunmadığı da bilimsel bir gerçektir. Matematiksel olarak; 112 kilo eroinden, 5,5 milyon doz, 31 kilo eroinden 1,5 milyon doz, 73 kilo eroinden 3,5 milyon doz elde edileceği, dolayısıyla bu suçlara katılan sanıkların belirtilen doz sayılarındaki insanlara eroin kullanmaları için ortam hazırladıkları gözden uzak tutulmamalıdır. Bir kişinin 1 yıllık eroin kullanım miktarı en fazla 36 gramdır. Yine, 112 kilo 3.000 kişinin, 31 kilo 840 kişinin, 73 kilo 2.000 kişinin 1 yıllık eroin tüketim miktarı olduğu esas alınsa bile, bu miktarların ne kadar vahim olduğu ortadadır.
TEMEL CEZANIN BELİRLENMESİNDE; Türkiye genelinde yakalanan uyuşturucuların ortalama gram ağırlıkları esas alınarak yapılan değerlendirmeler sonucunda, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre; suç konusu eroin 1 kilo ise 6- 9 yıl aralığında, 5 kilo ise 7-11 yıl aralığında, 15 kilo olması durumunda ise 11-15 yıl aralığında hapis cezası verilmesi gerektiği konusunda fikir birliği vardır. Yani, 15 kilo eroin için mahalli mahkemece üst sınırdan verilen 15 yıl hapis cezalarının onandığı dikkate alındığında; somut olayda işlenen suçların ağırlığına göre adil ceza verilmesi ve ülkemizde uygulama birliğinin sağlanması açısından sanıklara da üst sınırdan ceza verilmesinin hakkaniyete uygun olacağı açıkça ortadadır.
Şu iki nokta dikkate alındığında, onama kararı verilmesi gerektiği anlaşılacaktır.
1- Yakalanan eroin miktarına göre, temel cezanın, üst sınırdan tayini gerekmektedir. Bozma kararında, değinilen "üst sınıra yakın" ifadesine katılmıyorum. Zira, Dairemizin 2013/4817 (31 kilo eroin), 2013/5712 (53 kilo eroin), 2013/8850 (18 kilo eroin) sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere, "temel cezanın üst sınırdan belirlenmemesi suretiyle eksik ceza verildiği" eleştirisi yapılmak suretiyle mahkûmiyet kararları onanmıştır.
2- Örgüt lideri sanık ... hakkında, TCK'nın 220/5. maddesinin açık hükmüne göre TCK'nın 43. maddesinin uygulanması doğrudur, soruşturulacak bir eksiklik bulunmamaktadır.
SONUÇ İTİBARİYLE; TCK'nın 188/3. maddesi uyarınca üst sınırdan 15 yıl hapis cezası verilmesi gerektiği halde, eksik ceza verilmesi hususu eleştirilmek suretiyle onama kararı verilmelidir. Çünkü, temel ceza olarak; sanık ...'a 10 yıl, sanık ...'e 9 yıl, sanık ...'ya 8 yıl, sanıklar ..., ..., ... ve ...'na 6 yıl hapis cezası verilmiştir. Bu sanıklara üst sınırdan ceza verilmesi gerektiği gözetildiği takdirde; bozma kararında uygulanması istenen TCK'nın ilgili maddelerine göre alacakları sonuç cezalar aşağıda gösterilmiştir. (Sanık ... için, eksik soruşturma konusu yapılan 192. madde uygulansa bile yine eksik ceza verildiği görülmektedir.)
SANIKLAR Hükmolunan maddeler ve sonuç ceza Bozmaya göre verilecek son ceza
1-... 188/3-4-5,43,62 22 yıl 12 ay 188/3-4-5, 43,62 36 yıl 18 ay
2-... 188/3-4-5,43,62 22 yıl 6 ay 188/3-4-5,43,192,62 24 yıl 12 ay
3-... 188/3-4-5,62 15 yıl 188/3-4,62 18 yıl 9 ay
4-... 188/3-4-5,39,62 5 yıl 7 ay 188/3-4,39,62 9 yıl 4,5 ay
5-... 188/3-4-5,39,62 5 yıl 7 ay 188/3-4,39,62 9 yıl 4,5 ay
6-... 188/3-4-5,62 11 yıl 3 ay 188/3-4,62 18 yıl 9 ay
7-... 188/3-4-5,62 11 yıl 3 ay 188/3-4,62 18 yıl 9 ay
Dolayısıyla, sanıklara mahkemece verilen sonuç cezalara göre eksik ceza verildiği vurgulanmak suretiyle eleştiri yapılmalı ve TCK'nın 188/5. maddesi uygulamasının hükümden çıkarılması suretiyle düzeltilerek onama kararı verilmesi gerektiği düşüncesindeyim. 25.09.2014
8. Ceza Dairesi 2024/488 E. , 2024/2176 K.
"İçtihat Metni"
T U T U K L U
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/775 E., 2022/940 K.
SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
TUTUKLANMA TARİHİ : 30.11.2022
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2021 tarihli iddianamesi ile sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 nci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 53 üncü, 54 üncü ve 63 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiştir.
2. İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2021 tarihli kararı ile atılı suçun sanık tarafından işlendiği sabit görülerek 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası; suça konu maddenin niteliği itibarı ile aynı maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi, etkin pişmanlığa ilişkin 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, takdiri indirim nedenlerine dair 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve adli para cezasına ilişkin 52 nci maddesinin birinci fıkrası gereği 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 18.740,00 TL adli para cezasına mahkum edilmiş, gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin mahsubuna, hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanığın hükmen tutuklanmasına karar verilmiştir.
3. Karara karşı sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin temyize konu 21.03.2022 tarihli kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 280 nci maddesinin birinci fıkrası (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, müvekkilinin fiilinin uyuşturucu madde kullanma suçu kapsamında kaldığına, eksik soruşturma ve yetersiz delillerle karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
1. Davaya konu olay, sanığın pandemi döneminde sokağa çıkma kısıtlamalarının bulunduğu saatlerde ve gece vakti kullandığı taksinin şüphe üzerine durdurulduğu, aracında klima bölgesine gizlenmiş vaziyette her birisi ayrı ayrı paketlenmiş 9 adet kokain maddesinin ele geçirildiği, bu maddelerin zulalanmış olması ve ekonomik değeri itibariyle ticari mahiyet arz ettiği, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. 25.04.2021 tarihli tutanakta, bölgede sokağa çıkma yasağı sürelerinde ticari taksilerin uyuşturucu sattıkları ve uyuşturucu almak için bölgeye geldikleri hususu mahalle bekçileri ve kolluk görevlilerine bildirildiği, sanığın kullandığı taksinin sokak üzerinde durur vaziyette bulunduğu, şüphe üzerine kolluk görevlilerince durdurulduğu, nöbetçi savcıdan arama için talimat alındığı, sanığın cebindeki kabarıklığın dikkat çektiği, sanığın cebinden 2.100,00 TL para çıktığı, paranın sanığa iade edildiği,
3. Cumhuriyet savcısının 25.05.2021 tarihli 03.45'te bir defaya mahsus arama el koyma kararı verdiği, aynı gün Sulh Ceza Hakimliğince kararın onandığı,
4. 25.04.2021 tarihli araç arama tutanağına göre, sanığın kullandığı araçta gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında geceleyin yapılan aramada aracın vites konsolu ile klima ayar düğmeleri arasındaki plastik kapağın hafifçe çıkık ve köşelerin oynar vaziyette olduğunun görüldüğü, kapak açıldığında bitkisel ilaç kutusunda 9 adet kokain maddesi olduğu düşünülen daralı ağırlığı yaklaşık 9 gram maddeye el konulduğu,
5. İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 27.04.2021 tarihli Uzmanlık Raporunda, net iki gram ağırlığında beyaz renkli toz ve katı maddenin kokain içerdiği içerdiği, net kokainin % 38 oranında olmak üzere 0,76 gram olduğunun belirlendiği bildirilmiştir.
6. İzmir Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 08.07.2021 tarihli raporda; sanıktan alınan kan numunesinde; cocaine metabolitlerinden benzoylecgonine ile ecgoninemethylester ayrıca ilaç etken maddelerinden Paracetamol bulunduğu, idrar numunesinde; cocaine ve cocaine metabolitlerinden benzoylecgonine ile ecgoninemethylester ile ilaç etken maddelerinden paracetamol bulunduğu anlaşılmıştır.
7. Tanık olarak beyanı alınan tutanak mümzii kolluk görevlilerinin tutanak içeriğinin doğru olduğunu, sanığın kendisine araçta uyuşturucu olup olmadığını sorduklarında olduğunu söylediği, sanığın tavırlarından şüphelenmeleri ve beyanı üzerine arama kararı talep ettiklerini beyan ettikleri anlaşılmıştır.
8. Sanık kollukta; uyuşturucu madde kullanıcısı olduğunu, satışını yapmadığını beyan ettiği, mahkemede, aracını polislerin durdurduklarını, arama sonucunda uyuşturucu maddeyi bulduklarını, uyuşturucu maddeyi aracın ön konsoluna koyduğunu, kokain uyku getirmediği için taksi kullanırken kokain kullandığını, haftada iki üç kez kokain maddesi kullandığını, olaydan üç gün önce bu maddeleri Kadifekale'de arazide duran çocuklardan dokuz tanesini 1.000,00 TL'ye aldığını, ucuz olduğu için dokuz tane aldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olayın yaşandığı bölgede ticari taksi ile uyuşturucu madde satıldığı yönünde ihbarda bulunulması, sanığın soruşturma aşamasında kendisinden ele geçen uyuşturucu maddeleri yaş aralığı olarak çocuklardan satın aldığını beyan etmiş olmasına rağmen mahkemedeki beyanında uyuşturucu maddeleri satın aldığı kişileri "şahıs" olarak belirtmiş olması, sanıktan ele geçen uyuşturucu maddenin gerçek piyasa değerinin çok altında bir bedelle satın aldığını söylemiş olması, sanığın kullandığını beyan ettiği uyuşturucu madde ile mali durumunun orantılı olmaması, ele geçen uyuşturucu maddelerin 9 paket halinde satışa hazır halde ele geçirilmiş olması, uyuşturucu madde kullanan kişilerin günlük kullanım miktarınında fazla olan uyuşturucu maddeyi ikametlerinin dışında olduklarında yanlarında bulundurmasının olağan bir durum olmamasına rağmen sanığın beyan ettiği günlük kullanım miktarından fazla olan miktarda, gece vakti pandemi nedeniyle sokağa çıkma yasaklarının olduğu bir zamanda, sevk ve idaresindeki ticari takside ele geçirilmiş olması karşısında sanığın aracında ele geçen bu uyuşturucu maddeleri ticari amaçla elinde bulundurduğu yönünde kanaat oluştuğu, ele geçirilen uyuşturucu maddenin kokain maddesi olması nedeni ile artırıma gidildiği, sanığın kolluk kuvvetlerine araçta uyuşturucu madde bulunduğunu bildirmesi üzerine arama kararı neticesinde aracın orjinal halinde eşya konulması için tasarlanmayan bölmede uyuşturucu madde ele geçirilmiş olması göz önünde bulundurulduğunda, sanık hakkında etkin pişmanlık şartlarının oluştuğu, belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık ve tanık beyanları, arama tutanaklar, adli tıp ve bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, olayın yaşandığı bölgede, çarşı ve mahalle bekçilerine çevredeki vatandaşların hafta sonu sokağa çıkma yasağının bulunduğu saatlerde ticari taksilerin uyuşturucu sattığı, uyuşturucu almak için bölgeye geldikleri yönünde ihbarda bulunulduğu, yapılan denetimler sırasında, sanığın sevk ve idaresindeki ticari taksinin şüphe üzerine kolluk görevlilerince durdurulduğu, sanığa uyuşturucu madde olup olmadığını sordukları, sanığın da aracında uyuşturucu madde bulunduğunu söylediği, bunun üzerine usulüne uygun arama kararı alındığı, yapılan arama neticesinde aracının vites konsolu ile klima ayar düğmeleri arasında bulunan plastik kapağın içerisine gizlemiş vaziyette ilaç kutusuna konulmuş halde küçük şeffaf poşetlere sarılı, satışa hazır vaziyette 9 adet kokain maddesinin ele geçirildiği, adli tıp raporunda sanığın kanında ve idrarında uyuşturucu madde bulunduğu, ele geçirilen 9 adet uyuşturucu maddenin ele geçiriliş şekli, miktarı, günlük kullanım dozunun üzerinde olması göz önünde bulundurularak mahkemenin mahkumiyet hükmünde ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olduğu, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 21.03.2022 tarihli kararında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesi gereği, sanık müdafiinin temyiz isteminin Tebliğnameye uygun olarak ESASTAN REDDİ İLE KARARIN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2024 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi 2019/2526 E. , 2019/7276 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : ADANA 3. Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Kenevir ekme
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Olay tutanağı içeriğine, dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre, sanığın ikametinin bahçesine sanık tarafından ekilmiş halde bulunan 65 kök kenevir ile birlikte ektiği kenevirlerden elde ettiği bahçedeki kulübede 5 kavanoz içinde 360 gram ve gazete kağıdına sarılı vaziyette 140 gram olmak üzere toplam 500 gram esrarın ele geçirildiği olayda; suç vasfının belirlenmesi bakımından ele geçirilen esrarlarla, dikili kenevirlerin bir bütün halinde göz önünde bulundurulması gerektiği, dikili kenevirler olgunlaştıklarında elde edilecek esrarın, kişisel kullanımı için gerekli miktardan fazla olacağı, Dairemizin genel uygulamalarına göre, ticari amaçla ekildiklerine ilişkin başka delil yoksa 20 köke kadar dikili kenevirin kişisel kullanım kapsamında ekildiğinin kabul edilebileceği dikkate alındığında, sanığın kişisel kullanım ihtiyacının çok üzerinde kenevir ekmiş olması karşısında eyleminin 2313 sayılı Yasanın 23/5. maddesinin 1. cümlesi kapsamında kalan esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçunu oluşturduğunun kabulü ile bu çerçevede cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddeleri uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 14.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Ceza Dairesi 2024/1062 E. , 2025/2341 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2430 E., 2022/2207 K.
SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma
SUÇ TARİHLERİ : 06.08.20221, 28.08.2021 (sanık ... yönünden), 02.11.2021(sanık ... yönünden), 03.11.2021 (sank ... yönünden)
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı (sanık ... aleyhine), sanıklar ve müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, temyiz edilebilir olduğu, Cumhuriyet savcısının sanık ... aleyhine olan temyiz talebi yönünden sanık ... hakkında aleyhe istinaf talebi bulunmadığından aleyhe temyiz başvurusunda da bulunulamayacağı bu yönüyle Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin sanık ... aleyhine değerlendirilemeyeceği hususu dışında, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle;
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.07.2022 tarihli kararı ile sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3. maddesi, 53. ve 58. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay yıl hapis cezası, 16.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerirlere özgü infaz rejimi uyarınca çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3, maddesi, 43, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 11 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası, 50.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerirlere özgü infaz rejimi uyarınca çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188/3. maddesi, 53. ve 58. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası, 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerirlere özgü infaz rejimi uyarınca çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 25.11.2022 tarihli ve 2022/2430 Esas, 2022/2207 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Cumhuriyet Savcısınını Temyiz İstemi
Sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'nun 188/4-a maddesinini uygulanması gerektiği gerekçesine ilişkindir.
2. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemi
03.11.2022 tarihli aramanın hukuka aykırı olduğu, tekerrür hükümlerinin hatalı uygulandığı, sanığın uyuşturucu ticareti yapmadığı, aramada ele geçen uyuşturucuların sanığa ait olmadığı, uyuşturucu maddelerin miktar itibariyle kullanım sınırında olduğu gerekçelerine ilişkindir.
3.Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemi
Tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiği, sanığın suçunun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturacağı, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçelerine ilişkindir.
4. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın suçunun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturacağı, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, uyuşturucu madde ticaretine ilişkin delil bulunmadığı gerekçelerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyasının kapsamına göre; 06.08.20201 tarihinde sanık ...'nın ikametinin fiziki takip kapsamında izlendiği sırada tanık ...'in sanığın bulunduğu araca binip uzaklaştığı bir süre sonra tekrar aynı noktaya geldiği kendi aracına bindikten sonra durdurulduğu ve tanıktan metamfetaminin ele geçirildiği, devamla sanığın ikametinde yapılan aramada da kişisel kullanım sınırının üzerinde metamfetamin, MDMA içeren hap ve sentetik kannabinoidin ele geçirildiği birinci olayda; 28.08.2021 tarihinde sanık ... tarafından kullanılan bağ evinde gerçekleştirilen aramada kişisel kullanım sınırının üzerinde metamfetamin, MDMA içeren hap ve üzerinde metamfetamin kalıntısı olan hassas terazinin ele geçirildiği ikinci olayda; 02.11.2021 tarihinde sanık ...'in aracından ve kaldığı ikametten kişisel kullanım sınırının üzerinde metamfetamin ve üzerinde metamfetamin kalıntısı olan hassas terazinin ele geçirildiği üçüncü olayda; 03.11.2021 tarihinde sanık ...'in ikametinde gerçekleştirilen aramadan kişisel kullanım sınırının üzerinde metamfetamin, esrar ve üzerinde metamfetamin kalıntısı olan hassas terazinin ele geçirildiği dördüncü olayda sanıkların uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddiasına ilişkin olarak;
1.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, olay ve arama tutanağı, uyuşturucu maddenin miktarı, aramada hassas terazinin ele geçirilmesi, uyuşturucuların eşit gramajlarda paketlenmiş olması ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair kabulde, dava dosyası kapsamındaki delillerin değerlendirilmesine, aramanın hukuka uygun gerçekleştirildiğine ilişkin takdirlerinde, tekerrür hükümlerinin uygulanmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
06.08.2021 tarihli eylem bakımından sanığın ikametinde gerçekleştirilen aram sonucunda kişisel kullanım sınırının üzerinde sentetik kannabinoid ele geçirilmesine karşın İlk Derece Mahkemesince söz konusu sentetik kannabinoidin kullanım sınırında kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188/4-a maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi bu hususta aleyhe istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebi de aynı nedenle sanık aleyhine değerlendirilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, tanık beyanları, olay ve arama tutanakları, ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı ve hassas terazinin ele geçirilmesi ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair kabulde, dava dosyası kapsamındaki delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, olay ve arama tutanağı, uyuşturucu maddenin miktarı ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair kabulde, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasında, dava dosyası kapsamındaki delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirlerinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz
istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 25.11.2022 tarihli ve 2022/2430 Esas, 2022/2207 karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, sanıklar ve müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar Ümit ve ... hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2025 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi 2024/9456 E. , 2025/863 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2805 E., 2023/2228 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması
İTİRAZA KONU KARAR : Bozma
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Dairemizin,10.10.2024 tarihli ve 2024/2368 Esas, 2024/2381 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2024 tarihli ve KD- 2024/15507 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı CMK'nın 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanığın ... plakalı araçla uyuşturucu madde satışı yaptığına dair alınan bilgi üzerine yapılan usulüne uygun aramada, sanığın üzerinde 1 paket halinde alüminyum folyoya sarılı daralı ağırlığı 24,30 gram gelen metamfetamin olduğu değerlendirilen madde, 2 paket halinde alüminyum folyoya ve şeffaf poşete sarılı daralı ağırlığı 4,49 gram gelen esrar olduğu değerlendirilen madde ile araca gizlenmiş vaziyette 1 paket halinde alüminyum folyoya sarılı daralı ağırlığı 0,49 gram gelen metamfetamin olduğu değerlendirilen madde bulunarak el konduğu, sanığın soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan ifadesinin bir bölümünde "esrar maddelerini arkadaş ortamında üzerimde ele geçirilen metamfetamin maddesinden değiş tokuş yaparak almıştım. Bu kadar çok uyuşturucu maddeleri bulundurmamın sebebi bende uyuşturucu madde olmayınca ben arkadaşlarıma veriyordum, onlar da olmayınca da ben onlardan alıyordum." şeklindeki beyanı ile sanığın uyuşturucu maddeleri hem kullanmak hem de başkalarına vermek için bulundurduğuna dair tevilli ikrar içeren savunması birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçundan verilen mahkûmiyet kararının onanması gerektiğinden bahisle bozma ilamının kaldırılmasına ve sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Sanığın suç tarihinde üzerinde ve aracında ele geçen 1 paket halinde net 3,49 gram metamfetamin ile 2 paket halinde net 0,91 gram esrarı aynı gün Gaziantep'ten aldığına ve evine giderken yakalandığına yönelik savunması ve tahlillerinde ele geçen uyuşturucu ile aynı cinste uyuşturucuyu kullandığının tespit edilmesi karşısında; ele geçen kişisel kullanım sınırındaki suça konu uyuşturucu maddeleri kullanma amacı dışında, satma veya başkasına verme amacıyla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
A. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,
B. 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin,10.10.2024 tarihli ve 2024/2368 Esas, 2024/2381 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza
Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2025 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ
Suç tarihinde üzerinde ve aracında kullanım sınırlarında uyuşturucu maddeler ele geçirilen ve tahlillerinde ele geçen uyuşturucu maddeler ile aynı cinste uyuşturucu maddeleri kullandığı anlaşılan sanığın, aleyhinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığı aşamada, müdafili soruşturma beyanında arkadaşlarında uyuşturucu maddesi olmadığı zaman onlara verdiğine dair dolaylı ikrarıyla başkalarına vermek amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 188/3 ve 192/3. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi kanısında olduğumuzdan Yargıtay Cumhuriyet savcısının itirazının değişik gerekçeyle kabul edilmesi gerektiğinden Sayın çoğunluğun itirazın reddi ve sanığın beraatine ilişkin görüşüne iştirak edilmemiştir. 23.01.2025
8. Ceza Dairesi 2024/2773 E. , 2024/6859 K.
"İçtihat Metni"
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3365 E., 2023/410 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKİ SÜREÇ
A. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2022 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2022 tarihli ve 2022/485 Esas, 2022/352 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 15 yıl 6 ay hapis ve 31.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 28.02.2023 tarihli ve 2022/3365 Esas, 2023/410 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Suçun unsurlarının oluşmadığına, hükmün gerekçesiz olduğuna, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına ve uyuşturucuyu kimden aldığını beyan eden sanığın bu beyanıyla ilgili kolluk araştırmasıyla yetinilmesi nedeniyle eksik inceleme yapıldığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Dava konusu olay, sanığın suç tarihinde elinde bulunan poşet içerisinde yer alan uyuşturucuların sanık tarafından uyuşturucu madde ticareti yapma suçu kapsamında bulundurulduğu iddiasına ilişkindir.
2. Suç tarihinde saat 02:40 sıralarında çarşı ve mahalle bekçileri tarafından koçak parkı yakınında bulunan taksi durağı yanında bekleyen sanığın durumundan şüphelenilmesi üzerine yanına gidildiği, tedirgin ve şüpheli hareketlerde bulunan sanığın elinde bulunan poşeti yere attığı ve poşet alınarak kontrol edildiğinde içerisinde yeşil renkli plastik mini kürek, alüminyum folyoya sarılı daralı 7 gram metamfetamin olduğu değerlendirilen madde, şeffaf poşet içerisinde daralı 39 gram metamfetamin olduğu değerlendirilen madde, alüminyum folyo içerisinde ağız kısımları yakılarak kapatılmış ayrı ayrı şeffaf naylon poşetler içerisinde daralı 9.9 gram ve 9.6 gram metamfetamin olduğu değerlendirilen maddeler, mavi plastik kutu içerisinde şeffaf naylon kilitli poşete konularak yapılan tartımında daralı 13.1 gram sentetik kannobinoid olduğu değerlendirilen maddenin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
3. Ele geçirilen maddelerin alınan uzmanlık raporu uyarınca, net 43.275 gram metamfetamin 11.7 gram adb-butınaca içerdiklerinin belirlendiği anlaşılmıştır.
4. Sanığın yapılan idrar tahlilinde amfetamin değerinin pozitif olduğu diğer uyuşturucuların ise idrarında bulunmadığının raporlandığı anlaşılmıştır.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın yere attığı poşet içerisinden çıkan metamfetamin ve sentetik kannobinoid maddelerinin kişisel kullanım miktarının çok üzerinde ve paketçikler halinde olması, sanığın yapılan idrar analizinde kannobinoid değerinin negatif çıkması nedeni ile söz konusu uyuşturucu maddeleri kullanmak için bulundurduğu yönündeki savunmasına itibar edilmediği, bu suretle sanığın ele geçirilen maddeleri ticari amaçla bulundurduğu ve maddelerin miktarı dikkate alınarak alt hadden uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına, temel cezanın alt sınır aşılarak belirlenmesine, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin uygulanmasına, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş olup, sanık tarafından atılan poşet içerisindeki uyuşturucunun miktarı ve kişisel kullanım sınırının üzerinde olması ve yapılan idrar analizi sonucuna göre sanığın suça konu sentetik kannabinoid etken maddesini içerir uyuşturucuları kullanmadığının tespit edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 28.02.2023 tarihli ve 2022/3365 Esas, 2023/410 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2024 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi 2024/20029 E. , 2025/8715 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/960 Esas, 2024/974 Karar
SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle; gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2024 tarihli ve 2023/291 Esas, 2024/41 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 62, 53, 58, 63, 54/1, 54/4 maddeleri uyarınca 12... ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli ve 2024/960 Esas, 2024/974 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, ilk derece Mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğuna, kolluk aşamasında teşhis işlemi yaptırılmadığına, tutanak mümzilerinin beyanlarının çelişkili olduğuna uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçuna ilişkin somut delil bulunamadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanarak sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya kapsamına göre, sanık ...'nın, ... Mah. 709 Sokak, No:52 sayılı adreste bulunan ve demirci dükkanı olarak faaliyet gösteren iş yerinde uyuşturucu madde satışı yaptığı yönünde bilgi edinilmesi üzerine 04.08.2023 tarihinde gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet savcısından alınan arama el koyma emrine istinaden sanığın iş yerinde yapılan aramada; pet bardak içerisinde daralı ağırlığı 19,1 gram gelen metamfetamin maddesi ile kilitli poşet içerisinde daralı ağırlığı 58,42 gram gelen olan metamfetamin maddesi, beyaz şeffaf naylon içerisinde daralı ağırlığı 1,05 gram ve 3,27 gram gelen metamfetamin maddesi, kilitli iki ayrı naylon poşet içerisinde daralı ağırlıkları 15,19 gram ve 13,85 gram gelen beyaz renkli madde, kağıda sarılı vaziyette daralı ağırlığı 1,23 gram gelen esrar maddesi ve daralı ağırlığı 2,22 gram gelen metamfetamin maddesi, Galara 300 mg ibareli kutu içerisinde 69 adet sentetik hap, beyaz naylon poşet içerisinde daralı ağırlığı 84,71 gram gelen metamfetamin maddesi ve çalışır vaziyette hassas terazi ele geçirildiği, olayda sanığın uyuşturucu madde
ticareti yapma ve sağlama suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak;
5237 sayılı Kanun'un 3 ve 61. maddeleri gereğince temel ceza belirlenirken ele geçen uyuşturucu maddelerin çeşitliliği ve miktarı nazara alınarak, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak sureti ile belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, hukuka uygun surette elde edilen ve eksiksiz incelenen delillerin suçun sübutunun tayinde yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, kimlik tespit tutanağı, olay tutanağı içeriği yakalama, arama ve elkoyma tutanağı, sayım ve tartım tutanağı, uzmanlık raporu, ele geçirilen maddelerin çeşitliliği ve kişisel kullanım miktarı üzerinde olması, tanık ... . ve tutanak mümzilerin beyanı ile tüm dosya kapsamına göre Mahkemenin, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı şeklindeki kabulün, hukuka uygun olarak toplanan delillere dayanarak mahkumiyet hükmü kurulmasının isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli ve 2024/960 Esas, 2024/974 Karar sayılı kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.11.2025 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi 2024/5194 E. , 2025/3124 K.
"İçtihat Metni"
T U T U K L U
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1173 Esas, 2023/1167 Karar
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2023 tarihli ve 2021/548 Esas, 2023/181 Karar sayılı kararıyla; sanık ...'ın, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 43/1, 53/1-2-3, 52/2-4, 58/2-6-7 ve 54/4. maddeleri uyarınca 18 yıl 9 ay hapis ve 37.500,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının 24
eşit taksitte tahsiline, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Sanık ...'un, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 188/4-a, 53/1-2-3, 52/2-4 ve 58/2-6-7. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline, hak yoksunluklarının uygulanmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve suçun işlenmesinde kullanılan uyuşturucu maddelerin müsaderesine karar verilmiş; hükümler, sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafii tarafından istinaf edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 02.10.2023 tarihli ve 2023/1173 Esas, 2023/1167 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Sanık ... ve Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Sanığın satıcı değil kullanıcı olduğuna, delil bulunmadığına, ele geçen uyuşturucu miktarının kişisel kullanım sınırlarında olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık ... ve Müdafinin Temyiz İstemleri
Sanığın satıcı değil kullanıcı olduğuna, ticarete dair delil bulunmadığına, ele geçen uyuşturucu miktarının kişisel kullanım sınırlarında olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, sanık ...'ın 21.09.2021 tarihinde daralı ağırlığı 21,40 gr olan eroin maddesi bulundurduğu; 12.10.2021 tarihinde ise sanıklar ...'ın ve ...'un 0,78 gram daralı ağırlığa sahip olan metamfetamin maddesi, şeffaf poşetler, yırtılmış şeffaf poşet içerisinde bulunan daralı ağırlığı 3,45 gram olan ve metamfetamin maddesi, 1 adet şeffaf poşet içerisinde daralı ağırlığı 2,5 gram olan ve eroin maddesi, 1 adet şeffaf poşet içerisinde bulunan daralı ağırlığı 0,95 gram olan eroin maddesi, 1 adet şeker kutusu içerisinde bulunan daralı ağırlığı 9,20 gram olan eroin maddesi, şeker kutusu içerisinde 3 adet şeffaf poşet içerisinde bulunan daralı ağırlığı 7,86 gram olan eroin maddesi, 1 adet çalışır vaziyette hassas terazi, 1 adet beyaz kağıt içerisinde bulunan ve daralı ağırlığı 0,50 gram olan eroin maddesi bulundurdukları iddialarına ilişkin olarak;
Tebliğnamede suç tarihlerinin "21.09.2021 ve 12.10.2021" tarihleri yerine sehven "12.10.2021" olarak yazıldığı tespit edilmekle inceleme yapılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, istihbari bilgiler, arama ve elkoyma tutanakları, tanık beyanları ile olay tutanakları birlikte değerlendirildiğinde eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve
bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, 25.11.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu bilirkişi raporuna, ele geçirilen maddelerin kullanım sınırlarının üzerinde olmasına, uyuşturucu madde ticaretine karine teşkil eden şeffaf poşetlerin ve hassas terazinin ele geçirilmesine ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların eylemlerine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği gibi dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu ve dava dosyasında eksik araştırma bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin, 02.10.2023 tarihli ve 2023/1173 Esas, 2023/1167 Karar sayılı kararında sanıklar ve müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükümlerin niteliği ve sanıkların tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanıklar müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi 2024/20007 E. , 2025/9461 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1083 Esas, 2024/714 Karar
SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Gaziantep 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.01.2024 tarihli ve 2023/346 Esas, 2024/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 62, 52, 53, 58, 63, 54. maddeleri uyarınca 12... ay hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 13.03.2024 tarihli ve 2024/1083 Esas, 2024/714 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafii Temyiz İstemi
Suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna, arama işleminin usulsüz olduğuna, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, mahkumiyete elverişli somut delil bulunmadığına, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, kolluk ekiplerince durumundan şüphelenilerek durdurulmak istenilen sanık ... 'un durmayarak kaçtığı, kovalamaca sonucu yakalandığında üzerinden; metamfetamin kalıntısı bulunan hassas terazi, alüminyum folyo içerisinde metamfetamin etken maddesi içeren uyuşturucu madde, şeffaf poşet içerisinde esrar elde edilmesine elverişli hint keneviri bitki parçaları ve şeffaf poşet içerisinde sentetik kannabinoid grubunda yer alan ADB- BUTINACA etken maddesi içeren uyuşturucu maddenin ele geçirildiği ve sanığın uyuşturucu maddeleri ticari kasıtla satış amaçlı bulundurmak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olayda;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanığın yakalanış ve uyuşturucu maddelerin ele geçiriliş şekli, kolluk tutanakları, kriminal uzmanlık raporu , uyuşturucu madde ticaretinde kullanılan üzerinde metamfetamin kalıntısı bulunan terazi ile sanığın yakalanması, kullanıcı olduğunu beyan eden sanığın kanında ele geçen maddelerden sadece birisine rastlanması ile sanıktan ele geçen maddelerin çeşitliliğine göre sanığın uyuşturucu maddeleri ticari kasıtla satış amaçlı bulundurmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediğine dair kabulde ve koşulları bulunmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 13.03.2024 tarihli ve 2024/1083 Esas, 2024/714 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Gaziantep 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI GÖRÜŞ GEREKÇESİ
Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu, yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 gün ve 107-1 36... .03.2012 gün ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da bazı kriterler belirlenmiştir. Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir. İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya işyerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya işyerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlenmesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir. Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrarı ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir. (Yargıtay CGK, 11.06.2013, E. 2013/10-88, K. 2013/300)
Suç tarihinde kolluk ekiplerinin sanığın durumundan şüphelenerek durdurmak istedikleri ancak sanığın durmayarak kaçmaya başladığı, bir süre yaşanan kovalamaca sonucu yakalandığı, kaba üst yoklamasında sol avuç içerisinde 1 adet çalışır vaziyette hassas terazi ele geçirildiği, montunun cebinde de kabarıklık hissedilmesi üzerine bu kabarıklığın ne olduğu sorulduğunda, 1 adet alüminyum folyo içerisinde net 0.20 gram metamfetamin maddesi, 1 adet şeffaf poşet içerisinde net 0.50 gram esrar maddesi ve 1 adet şeffaf poşet içerisinde net 0.9 gram sentetik kannabinoid maddesinin ele geçirildiği, olaydan sonra sanığın kanında yapılan inceleme sonucu amfetamin ve metamfetamin tespit edildiği olaya ilişkin olarak yapılan değerlendirme neticesinde;
Her ne kadar sanıkta ele geçen maddelerinin çeşitliliği ve hassas terazinin bulunması nedeniyle uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanık hakkında her hangi bir suç ihbarının, fiziki takibin, suç üstü halinin bulunmadığı, sanığın ele geçen maddeleri her hangi birisine verdiğine, sattığına dair bir tespitin de bulunmadığı, ele geçen madde miktarlarının kullanım sınırı içerisinde kaldığı, sanığın kanında yapılan inceleme sonucu amfetamin ve metamfetamin kullandığının tespit edildiği, sanığın üzerinde ele geçen hassas terazide ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen ... -...-... Uzmanlık numaralı kriminal raporunda metamfetamin kalıntısı bulunduğunun tespit edildiği, sanığın kanında da metamfetamin maddesinin tespit edildiği, bu durumun sanığın kullanma amacıyla uyuşturucu madde bulundurduğu savunmasını güçlendirdiği, yine uyuşturucu maddenin çeşitliliği suçun sübutu için gerekçe gösterilmiş ise de, sanığın kanında da iki çeşit uyuşturucu madde tespit edildiği, ele geçen hassas terazinin tek başına uyuşturucu madde ticareti suçunun delili olarak kabul edilemeyeceği, bu haliyle yukarıda belirtilen ve müstakar Yargıtay İçtihatlarında Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçu için belirlenen kriterlerin tamamının olayımızda gerçekleşmediği, atılı suçun işlendiğinin şüphede kaldığı eylemin Uyuşturucu Madde Kullanma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla dosyanın bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.27.11.2025
8. Ceza Dairesi 2024/2734 E. , 2024/9565 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/435 E., 2023/578 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I.HUKUKİ SÜREÇ
A.Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.10.2022 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2023 tarihli kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 17.03.2023 tarihli ve 2023/435 Esas, 2023/578 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle;
1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddiasına ilişkindir.
Sanığın Bursa'dan Balıkesir'e uyuşturucu madde getirerek satışa arzedeceği bilgisi üzerine suç tarihinde Uludağ Turizm'e ait otobüs ile Balıkesir Terminali'ne gelen sanığın durdurulmasını müteakip pantolonuna gizlediği metamfetamin maddelerini kolluk güçlerine teslim ettiği, maddeleri kullanmak maksadıyla temin ettiğini iddia ettiği anlaşılmıştır.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ... hakkında iddianameye konu 3. olay yönünden yapılan değerlendirmede, sanık ...'ın 05.08.2022 tarihinde Bursa'dan Balıkesir'e ticaretini yapmak için uyuşturucu madde getireceği yönünde kolluk güçlerince elde edilen istihbari bilgiler neticesinde, sanığın saat 22:40 sıralarında Uludağ Turizm firmasına ait 10 ** 771 plakalı araçla Balıkesir Şehirlerarası Otobüs terminali 47 numaralı peronuna geldiğinin tespit edildiği ve sanık ...'ın otobüsten inmesinden sonra kolluk güçleri tarafından durdurulduğunda, pantolonunun ön iç tarafına gizlediği poşeti görevlilere kendi rızası ile teslim ettiği, sanık tarafından teslim edilen poşet içerisinde 54,2 gram ağırlığındaki beyaz kristalize maddenin net 43,36 gram metamfetamin maddesi içerdiği anlaşılmıştır.
29.08.2022 tarihli kriminal rapora göre, sanığın olay günü teslim ettiği 54,2 gram ağırlığındaki beyaz kristalize maddenin net 43,36 gram metamfetamin maddesi içerdiği anlaşıldığı, sanık her ne kadar kullanıcı olduğunu beyan ederek uyuşturucu ticareti suçunu kabul etmese de, sanık hakkındaki uyuşturucu madde ticareti yapacağına dair istihbari bilgi neticesinde sanığın durdurulması üzerine suça konu metamfetamin maddesini teslim ettiği, sanıktan ele geçen metamfetamin madde miktarının kişisel kullanım sınırının üzerinde olduğu, sanığın kovuşturma aşamasındaki beyanlarında metamfetamin maddesinin kişisel kullanım sınırının 38 gram olduğu yönündeki savunmasının, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunda detaylı bilgiler bilmesi sebebiyle sanık aleyhine değerlendirilmesi gerektiği de dikkate alındığında, sanığın net 43,36 gram metamfetamin maddesini ticari amaçla bulundurmak suretiyle uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 188/3. maddesi gereği cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin tatbiki istense de, yukarıda detaylı şekilde açıklandığı üzere iddianameye konu 1. ve 2. olay mahkememizce kabul edilmediğinden zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartları oluşmamış ve sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 43/1 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir." demek suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkındaki hükümde oluşan hukuka aykırılık düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Her ne kadar Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.10.2023 tarihli yazısıyla 2023/158 Esas sayılı dava dosyasında sanık ... hakkında benzer suçtan kovuşturma yapıldığı hususu Dairemize bildirilmiş ise de, söz konusu dava dosyasına konu ... tarihi ile incelemeye konu dava dosyasında sanığın işlediği ... tarihi arasında yedi aya yakın zaman geçtiği ve sanığın bu süre zarfında suç işleme kastını yenilediği anlaşıldığından, iki dosyanın birleşme şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.
Olay tutanakları, sanık savunmaları, tanık beyanları, kriminal raporlar ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, dosyada mevcut delillerin suçun sübutunu tayinde yeterli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 17.03.2023 tarihli ve 2023/435 Esas, 2023/578 Karar sayılı kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Suça konu olayın suç tarihinin 05.08.2022 olduğu, iddianame tarihinin 06.10.2022 tarihi olduğu, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2023/158 Esas sayılı dosyasında ise, sanığın üzerine atılı suçun suç tarihinin 26.01.2022 tarihi olduğu, iddianame tarihinin ise 20.03.2023 tarihi olduğu,
Davamıza konu olayın suç tarihinin Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2023/158 Esas sayılı dosyasına konu iddianame tarihinden önce olması nedeniyle davaların birlikte görülüp hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediği, her iki eylemin ayrı suç mu, yoksa TCK 43/1 anlamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir durum mu olduğu mahal mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla dosyanın bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.11.12.2024
8. Ceza Dairesi 2024/18808 E. , 2025/7900 K.
"İçtihat Metni"
T U T U K L U
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/3065 E., 2024/231 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.11.2023 tarihli ve 2023/191 Esas, 2023/416 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 12... ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının 24 eşit taksitle tahsiline, 53 üncü maddesinin 1, 2 ve 3 üncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca mahsuba, adli emanetin 2023/13360 sırasında kayıtlı uyuşturucu maddeler ile şahit numunenin 54 üncü maddesinin bir ve dördüncü fıkraları uyarınca müsaderesine, aynı sırada kayıtlı uyuşturucu niteliği olmayanların karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, adli emanetin 2022/25497 sırasında kayıtlı para ile cep telefonu ve sim kartının suçta kullanıldığına ve suçtan elde edildiğine dair delil olmadığından karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 06/02/2024 tarihli ve 2023/3065 Esas, 2024/231 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik hükmün 2. ana paragrafındaki "... TCK'nın 54/1-4 maddesi uyarınca MÜSADERESİNE,..." ibaresi kaldırılarak yerine "...TCK'nın 54/4,..." ibaresinin eklenerek, hükmün 2. ana paragrafındaki "...aynı sırada kayıtlı 25,9 gram uyuşturucu ihtiva etmeyen tabletler..." ibaresinden sonra gelmek üzere "...ile aynı emanetin aynı sırasında kayıtlı ambalajların TCK'nın 54/1 maddesi gereğince MÜSADERESİNE:" tümcesinin eklenerek düzeltilmesine, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, istinaf mahkemesince istinaf nedenleri incelenmeden gerekçesiz karar verildiğine, sanığın samimi bir şekilde ifade verdiğine ve çelişkili ifadelerinin bulunmadığına, delil yetersizliğine, suçun vasfına, sanığın cezalandırılmasında yeterli görülen metamfetamin ve pregabalin içerikli maddeleri sanığın hastalığı için kullandığını ikrar ettiğine, maddelerin miktar olarak yıllık kullanım miktarını aşmadığına, tek bir soyut tanık beyanı ile sanığın cezalandırıldığına, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin altıncı fıkrasının uygulanması gerektiğine ve eksik incelemeye ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, ihbar üzerine düz girişteki dairenin camına tıklatılarak para karşılığı uyuşturucu maddenin verilmesi, uyuşturucu maddeyi satın alan şahsın durdurulması ile şahsın üzerinden 3 parça halinde net 0,9 gram ağırlığında Eroin ve 6-MAM maddelerini içeren ve 1 parça net 0,2 gram Metamfetamin içeren maddenin ele geçirilmesi, uyuşturucu maddeyi dairesinin camından uzatarak satan şahsın ikametinde yapılan aramada ise net 1,7 gram Metamfetamin içeren madde ile yeşil reçete ile satılan ve bazı ilaçların etken maddesi olan net 1 gram Pregabalin içeren 3 adet kırmızı beyaz renkli kapsülün ve uyuşturucu madde kapsamında değerlendirilmeyen Lidokain maddesini içerir 6 adet cam ampül içerisindeki sıvı maddenin ele geçirilmesi olayına ilişkin olarak;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği görülmekle; sanığın ikametinde ve tanığın üzerinde ele geçen uyuşturucuyu satmak için bulundurduğu, ele geçirilen uyuşturucu maddenin niteliği ve miktarı nazara alındığında kişisel kullanım sınırının üzerinde kaldığı tespiti ile suçun işleniş biçimi, işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, uyuşturucu maddenin ele geçiriliş şekli ve miktarı ile sanığın suça ilişkin saiki nazara alınarak sanığın takdiren alt sınırdan temel ceza üzerinden ve eroin ve metamfetamin etken maddesi olması nedeniyle yarı oranında artırım yapılarak cezalandırılmasında ve sanığın kendisinde ele geçen uyuşturucuyu uyuşturucu madde ticareti yapma suçu kapsamında bulundurduğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 06.02.2024 tarihli ve 2023/3065 Esas, 2024/231 karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi 2024/848 E. , 2024/4575 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3101 E., 2022/3077 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 19.08.2022 tarihli iddianamesi ile sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2022 tarihli kararıyla sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 15 yıl hapis ve 30.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 29.11.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ve sanık müdafinin istinaf başvurusunun düzeltilmek sureti ile esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafinin temyiz istemi, istinaf mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğuna, dosya içerisinde bulunan gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında verilen arama kararının usulsüz olduğuna, usulsüz arama sonucu ele geçen maddelerin de hukuken geçerli olmadığına, sanığın istikrarlı olarak savunmalarında kullanıcı olduğunu beyan ettiğine, maddenin kullanım sınırı içinde kalıp kalmadığının belirlenmediğine ve hassas terazi ile ilgili araştırma yapılmadan hükme esas alındığına, uyuşturucu madde satışına dair delil olmadığından suçun teşebbüs aşamasında kaldığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay; sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddiasına ilişkindir.
2. Dava dosyası içerisinde yer alan uzmanlık raporuna göre, sanığın üzerinde ve bulunduğu araç içerisinde ele geçen maddelerden net 164,5 gram olan maddenin EROİN içerdiği ve içerdiği net eroin % 6 oranında olmak üzere 9.87 gram olduğu, ele geçen 74.2 gram maddenin METAMFETAMİN maddesi olduğu, içerdiği net METAMFETAMİN miktarının %78 oranında olmak üzere 57,876 gram olduğu, ele geçen 0,63 gram maddenin METAMFETAMİN maddesi olduğu, içerdiği net METAMFETAMİN miktarının %73 oranında olmak üzere 0,4599 gram olduğu, ayrıca 1 adet cam aparat üzerinde de METAMFETAMŞN kalıntısı olduğu belirlenmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
Sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk derece Mahkemesince verilen hükümde hukuka aykırılık tespit edilmeyerek istinaf isteminin düzeltilmek suretiyle esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Dosya içerisinde yer alan 23.04.2022 tarihli "yakalama, üst arama ve el koyma tutanağı"na göre, polis ekipleri tarafından yapılan çalışmalar esnasında, 42 ... .37 plakalı aracın durdurulduğu, sanık ile temyiz dışı sanık ...'nın tedirgin hareketler göstermesi üzerine suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda sanığın bulunmadığını söylediği, şüphe üzerine gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında araçta bulunan şahısların üzerinde ve araçta yapılan aramalar sonucunda, sanığın pantolonunun kemer kısmında, ayrıca araç içerisinde şoför koltuğu altında araka koltuk araksı ile lpg tankının arka kısmına gizlenmiş şekilde uyuşturucu maddeler ile torpido kısmında 1 adet hassas terazi ve 1 adet cam içme aparatının ele geçirildiği, sanığın savunmalarında ele geçen maddelerin kendisine ait olduğunu fakat Konya ilinde çalışmaya başlaması nedeniyle içmek amacıyla bulundurduğunu beyan ettiği olayda; ele geçen maddenin kullanım sınırının üzerinde yer alması, söz konusu maddelerin ele geçiriliş şekli ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçun sübut bulduğuna dair yerel mahkeme kararını doğru bulan Bölge Adliye Mahkemesi kararında usule aykırılık bulunmamış, sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/3101 Esas sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan hapis cezasının süresi ile tutuklama tarihine göre, sanık hakkındaki tahliye talebinin reddine,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2024 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi 2024/2269 E. , 2024/7917 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/148 E., 2023/21 K.
SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2022 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 8 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 12.01.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
Sanığın uzun zamandan beri uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna, uyuşturucu madde ticareti suçunu işlemediğine, sanığın görevlilere kendiliğinden çıkartıp verdiği 1,5 gram ve aracın ön konsoldaki torpido bölümünde bulunan klima aksamı içerisinde arama sonucunda ele geçirilen 93,5 gram ağırlığındaki uyuşturucu metamfetamin maddesinin miktar itibariyle kişisel kullanım sınırlarında kaldığına, fiyatının ucuz olması nedeniyle bu miktarda uyuşturucu maddenin bir defade satın alınmış olmasının ticaret alarak değerlendirilemeyeceğine, sanığın uyuşturucu madde ticaretine yönelik bir eyleminin tespit edilemediğine, hakkındaki ihbarın asılsız olduğuna, uyuşturucu maddenin bulunduğu aracı trafik kazası geçiren kardeşini ziyaret etmek amacıyla kiraladığına, birlikte seyahat ettiği arkadaşı ...'in olaydan haberdar olmadığına, İzmir iline gitmişken ucuz olan uyuşturucudan kullanmak amacıyla satın aldığına, uyuşturucu maddeyi kolay temin edemediği için hem arkadaşlarından hem de polislerden sakladığına, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili sanığın herhangi bir arama kararı olmadığı aşamada üzerindeki uyuşturucu maddeyi görevlilere teslim etmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192/3 üncü maddesinin uygulanması gerektiğine, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair delil bulunmadığından, şüphenin sanık lehine yorumlanarak hakkında beraat kararı verilmesi yerine mahkümiyet kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Dava konusu olay, Bodrum Narkotik Suçlarla Mücadele Grup Amirliği görevlilerince yapılan istihbari çalışmalar neticesinde, sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yaptığı, 34 *** plaka sayılı aracı kullandığı, bu araç ile yanında ... isimli bir kişi ile birlikte İzmir'e gittiği, dönüşte satmak amacıyla uyuşturucu madde getireceği istihbari bilgisinin alınması üzerine, 24/03/2022 tarihinde saat 21.20 sıralarında sözü edilen aracın Güvercinlik Mahallesindeki bir fırının önünde durduğunun görülmesi üzerine güvenlik güçlerinin aracın yanına gittiği, aracın sürücü koltuğunda temyiz dışı sanık ...'un, ön yolcu koltuğunda ise sanık ...'ın bulunduğunun görüldüğü, sanıklara üzerilerinde veya araçta suç unsuru bulunup bulunmadığının sorulduğu, sanık ...'in araçta kendisine ait bir içimlik metamfetamin uyuşturucu madde bulunduğunu söylediği, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen karara istinaden yapılan aramada, sanıkların üzerilerinde herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, araçta yapılan aramada sağ yolcu koltuğu kapısında görünür vaziyette peçete parçasına sarılı vaziyette net 1,3 gram gelen metamfetamin maddesi, aracın ön konsolunun içerisine gizlenmiş vaziyette bir poşetin içerisinde net 91,3 gram gelen metamfetamin maddesinin ele geçirildiği, bu haliyle üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 21.04.2022 tarihli raporu göre; ele geçen maddelerin metamfetamin içerdiği belirlenmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'in alınan savunmalarında, söz konusu uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla satın aldığını beyan etmesi, metamfetamin uyuşturucu maddesinin genel olarak günlük kullanım miktar dikkate alındığında, sanığın kesintisiz her gün uyuşturucu madde kullansa dahi, ele geçirilen maddeleri uzun zaman geçmesine rağmen tüketemeyecek miktarda olması, metamfetamin uyuşturucu maddesinin gram fiyatının piyasada yaklaşık 1.000,00 TL civarında bulunması, sanıkta ele geçirilen metamfetamin maddesinin miktarı dikkate alındığında piyasa değerinin 92.600,00 TL civarında olması, sanığın bobinaj işi ile uğraşması dikkate alındığında, gelirinden çok fazla ederdeki uyuşturucuları yakalanma riskini göze alarak, İzmir'den alıp Bodrum'a getirmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması birlikte gözetildiğinde, sanık ...'in suça konu uyuşturucu maddeleri satmak amacıyla bulundurduğu, dolayısıyla üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, delil değerlendirmesinin doğru yapıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükümde, Adli Emanetin 2022/792 sırasında kayıtlı uyuşturucu maddelerin ve İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü uzmanlık raporunda belirtilen inceleme sonrası kalan uyuşturucu maddeler ile alıkonulan şahit numunelerin 5237 sayılı Kanun'un 54/4 üncü maddesi yerine, 54/1-4 üncü maddesi uyarınca müsadere kararı verilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 54 ncü maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı davranılmasının, hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; bu hususun 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 12.01.2023 tarihli ve 2023/148 Esas, 2023/21 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün, müsadere ile ilgili (3) numaralı paragrafından "'TCK'nın 54/1-4. maddesi uyarınca müsaderesine" ibaresinin hükümden çıkartılarak, yerine "5237 sayılı Kanun'un 54/4 üncü maddesi uyarınca müsaderesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bodrum Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2024 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi 2024/3970 E. , 2025/5327 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1416 E., 2023/1227 K.
SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.04.2023 tarihli ve 2023/25 Esas, 2023/150 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 43/1, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstinaf
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/1416 Esas, 2023/1227 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ile müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Sanığın 09.12.2022 tarihinde tanık H.C.D.'ye metamfetamin sattığına ilişkin sanıklar ..., ... ve ...'ün yargılandığı Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/89 Esas sayılı dosyasında 29.03.2023 tarihli celsedeki tanık olarak alınan beyanının 5271 sayılı Kanunun 48. maddesine uygun olarak alınmadığına, tanık H.C.D. ile "antrede ayaküstü konuştuk" şeklindeki beyanında sanığın önceki savunmalarıyla çelişkili olduğuna, tanık H.C.D.'nin kovuşturma aşamasında beyanının alınmadığına, sanığın 09.12.2022 tarihinde tanık H.C.D.'ye metamfetamin satma eyleminin kuşkulu olduğu, kuşkudan da sanığın istifade edeceği bu nedenle sanığın 09.12.2022 tarihli eyleminin sübuta ermediğinden sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartları oluşmadığına ilişkindir.
2. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Durdurma ve arama işleminin hukuka aykırı olduğuna, hukuka aykırı delilin hükme esas alınamayacağına, şüpheden sanığın yararlanmasının gerektiğine, tanık anlatımlarındaki çelişkiler giderilmeden eksik araştırma ile karar verildiğine, sanığın arkadaşları ile uyuşturucu kullanmak amacayla bir araya geldiğine, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığın uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğuna, sanığın kadın olması sebebiyle ve aranmayacağı düşüncesiyle suça konu paketi B.E.'nin verdiğine, pakette sanığa ait parmak izi bulunmadığına, uyuşturucu madde ticaretine ilişkin delil bulunmadığına, ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya kapsamına göre; F.G., F.G. ve O.G. isimli şahısların birlikte hareket etmek sureti ile uyuşturucu madde sattıkları yönünde elde edilen istihbarı bilgiler doğrultusunda gerçekleştirmiş oldukları uyuşturucu madde ticaretinin delillendirilmesi, olası suç unsuru maddelerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla ... ilçesi, ... Mahalle, .... Cadde ... Apartmanı No:132/1 ve 132/3 sayılı adres civarına 09.12.2022 günü saat 19.30 sıralarında kolluk görevlilerince intikal edilerek fiziki takibe başlanıldığı, saat 20:15 sıralarında ... ilçesi, ... Mahalle .... Cadde ... Apartmanı No:132 sayılı adresin önüne .... cadde üzerinden 38 *** 487 plakalı siyah renkli motosikletin gelerek durduğu ve motosikletten inen H.C.D.'nin binaya giriş yaptığı, yaklaşık 5 dakika sonra H.C.D.'nin binadan çıkarak bina önünde park halinde bulunan 38 *** 487 plakalı siyah renkli motosikletine binerek .... cadde üzerinden 11. cadde istikametine seyir halinde iken .... cadde üzerinde müdahale edilerek durdurulduğu, H.C.D.'nin kendi rızası ile sigara jelatinine sarılı daralı ağırlığı 0.50 gram gelen uyuşturucu metamfetamin maddesini teslim ettiği, Ekspertiz raporuna göre 0.2 gram ağırlığında olduğu belirlenen şeffaf katı madde parçalarının %76 oranında olmak üzere 0.152 gram uyuşturucu metamfetamin maddesini içerdiğinin bulgu/bulgular üzerinde yapılan incelemede iz bulunamadığının tespit edildiği, H.C.D.'nin kollukta müdafiisi huzurunda alınan beyanında üzerinde ele geçirilen uyuşturucu maddeyi sanıktan aldığını beyan ettiği;
14.12.2022 günü 01:20 sıralarında Çarşı ve Mahalle Bekçilerinin rutin yaya devriye görevi sırasında, ... Apartmandan sanık ... ile tanıklar ...D. ve B.E.'nin çıktıkları ve park halindeki araca binecekleri sırada kolluk görevlilerinin yanlarına gittikleri, kimliklerini isteyerek GBT kontrollerini yaptıkları, bu sırada sanık ...'ın cebinden çıkardığı folyo parçasını yere atıp ayağı ile üzerine basması üzerine gece bekçilerinin folyo parçasını aldıkları, olay yerine polis memurlarını çağırdıkları, ...D. ve B.E.'in GBT sorgulamalarında aranan şahıslardan olmamaları ve kaba üst aramalarında herhangi bir suç unsuruna rastlanılmaması nedeniyle serbest bırakıldıkları, sanık ...'ın ise ... Polis Merkezi Amirliğine götürüldüğü, burada bayan polis memurunca güvenlik amaçlı üst aramasının yapılacağı sırada üst iç çamaşırı içerisinden, ayrı ayrı katlanmış halde alüminyum folyo içerisinde daralı ağırlıkları 0.16 gram ve 0.71 gram, ağzı yakılarak kapatılmış beyaz poşet parçası içerisinde ayrı ayrı ağız kısımları yakılarak paketlenmiş halde daralı ağırlıkları 0.88 gram ve 0.95 gram gelen uyuşturucu metamfetamin maddelerini, beyaz poşete sarılı vaziyette daralı ağırlığı 2.22 gram, şeffaf poşete sarılı vaziyette daralı ağırlığı 2.27 gram, beyaz poşete sarılı vaziyette daralı ağırlığı 2.17 gram, şeffaf poşete sarılı vaziyette daralı ağırlığı 38.77 gram gelen sentetik kannabinoid maddelerini, beyaz renkli peçeteye sarılı vaziyette daralı ağırlığı 1.75 gram gelen esrar maddesini kendi rızası ile görevlilere teslim ettiği, ekspertiz raporuna göre; 2.2 gram ağırlığında olduğu belirlenen şeffaf katı madde parçalarının %79 oranında olmak üzere 1.738 gram uyuşturucu metamfetamin maddesini içerdiği, 1 gram ağırlığında olduğu belirlenen yeşil renkli bitki parçalarının uyuşturucu thc ihtiva eden ve esrar elde edilmesine elverişli hint keneviri bitkisine ait olduğunun %40 oranında olmak üzere 0.4 gram esrar elde edilebileceği, 38.4 gram ağırlığında olduğu belirlenen gri-yeşil renkli bitki kırıntısının uyuşturucu sentetik kannabinoidler grubunda yer alan adb-butınaca ve adb-b-5br-ınaca maddesini içerdiğinin rapor edildiği, yapılan incelemede iz bulunamadığının tespit edildiği, sanığın 09.12.2022 tarihinde ...'ye uyuşturucu madde sattığı, 14.12.2022 tarihinde ise ticari amaçla metamfetamin ve sentetik kannabinoid maddesi bulundurduğu bu suretle sanığın zincirleme şekilde ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurma ve satma suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, her iki olayda ele geçirilen uyuşturucu maddelerin çeşidi ve miktarı, uzmanlık raporları, uyuşturucu maddelerin usule uygun olarak ele geçirildiği, tanık H.C.D.'nin soruşturma aşamasında kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan şüpheli sıfatıyla müdafii huzurunda alınan ifadesinde uyuşturucu maddeyi sanıktan satın aldığını beyan ettiği ve yine müdafii huzurunda sanığı usule uygun olarak teşhis ettiği, cep telefonu görüşme kayıtlarıyla tanık H.C.D.'nin sanıkla uyuşturucu madde satın alma hususunda görüştüğüne dair beyanın ve sanık hakkındaki istihbari bilginin doğrulandığı dikkate alındığında eylemlere uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, bu suretle sanığı yüklenen suçu işlediği sabit görüldüğü; Ancak, sanık hakkında 09.12.2022 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma eyleminden dolayı 02.03.2023 tarihli iddianame ile birleşen davanın açıldığı; sanığın 14.12.2022 tarihinde işlediği başka bir uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı ....01.2023 tarihli iddianame ile asıl davanın açıldığı, her iki davanın suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesintinin bulunmadığı, eylemler arasındaki sürenin kısa olduğu, 09.12.2022 tarihli eylemde sanığın yakalanamadığı, bu eylemde arama yapılan yerin sanığa ait olmadığı, 09.12.2022 ele geçen metamfetamin maddesinin ve 14.12.2022 tarihli eylemde ele geçen metamfetamin maddesinin benzer mahiyette olmaları nedeniyle ilk eylemde ele geçen maddenin ikinci eylemde ele geçen maddenin devamı niteliğinde olduğu, sanığın uyuşturucu maddeyi yeniden temin ettiğine ve kastının yenilendiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde eylem tek suç kabul edilip sanık hakkında temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendikten sonra yasal arttırım nedenleri uygulanması gerekirken sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygunlanması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/1416 Esas, 2023/1227 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi gereğince sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Hükmolunan ceza miktarı, bozma ilamının mahiyeti ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE YAZISI
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, zincirleme suç hükümlerinin koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine dairdir.
Sanığın sorumlu tutulduğu her iki davanın suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesinti yok ise de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.01.2024 tarih ve 2023/...-482 Esas, 2024/35 Karar sayılı ve benzer birçok kararında bahsedildiği üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi, işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Suç işleme karannın yenilenip yenilenmediği, failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenecektir. Birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir.
09.12.2022 tarihli eylemde sanığın tanık H.C.D.'ye metamfetamin maddesini sattığı, 14.12.2022 tarihli eylemde ise sanığın metamfatemin, sentetik kannabinoid ve esrar maddelerini ticari amaçla bulundurduğu anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar karşısında sanığın sorumlu tutulduğu her iki eylemde suç yerlerinin farklı olması, her iki eylem arasındaki zaman aralığı, her iki olayda da 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan farklı seçimlik hareketlerin gerçekleştirildiği, 14.12.2022 tarihli olayda metamfetamin maddesinin yanında ilk olaydan farklı olarak sentetik kannabinoid ve esrar maddelerinin de ele geçirilmiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde; sanığın suç işleme kastının yenilendiği ve fiili kesintinin gerçekleşmediği, buna bağlı olarak sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında hareket ettiği, bu sebeple sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşıldığından, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak edilmemiştir. 25.06.2025
10. Ceza Dairesi 2024/286 E. , 2025/7743 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/128 E., 2022/348 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 18.05.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.11.2023 tarihli ve 2023/22289 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/125363 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/125363 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Yargıtay 10. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadları ve suç tarihi ile şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin uygulandığı süreçte yürürlükte olan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44/3. maddesinde; "Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde ise infaza son verilerek kayıtlar kapatılır" şeklinde belirtildiği üzere, şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar şartının gerçekleşmesi için yükümlülüğün iki defa ihlal edilmesi gerektiği, denetim dosyasının kapatılması için ise yükümlülüğün ilk ihlali sonrasında uyarı tebliğinin yapılmasını müteakip ikinci ihlalin gerçekleşmesi gerektiği, bu açıklamalar ve yönetmelik uyarınca incelemeye konu dosyada işlemlerin usulüne uygun olduğu,
Ancak 10.11.2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 5/1. maddesinde yer alan, "(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır." şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 44. maddesinde yer alan, "(3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün ikinci kez uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. Suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından ise yükümlünün bir yıl içerisinde üçüncü kez uyarılmasının ardından bir yıl içinde dördüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. (4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından dördüncü kez, diğer yükümlüler bakımından üçüncü kez ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılması ile ilgili sürecin başlatılacağı ve dosyanın ilgili yargı merciine gönderileceği yükümlüye ihtar edilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, yükümlülüğe uymamada ısrarın, yükümlülüğün üç defa ihlal edilmesi olarak sayıldığı, iki defa uyarılma sonrası üçüncü kez yükümlülüğün ihlal edilmesi halinde ise infaz dosyasının kapatılacağı şeklindeki değişikliğin şüpheli lehine bir düzenleme içerdiği,
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı şüpheliye 21.02.2021 tarihinde tebliğ edilerek infazına başlanıldığı, şüphelinin denetimli serbestlik tedbiri kapsamında Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19.03.2021 tarihli ve 2021/1176 DS sayılı yazısıyla 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiğine dair çağrı yazısı kendisine 29.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin yasal süresi içerisinde 06.04.2021 tarihinde müdürlüğe başvurması üzerine denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlandığı, 31.08.2021 tarihinde Amateme sevkinin yapılması için müdürlüğe başvurması gerekirken başvuruda bulunmadığı, bu şekilde denetimli serbestlik tedbirini ihlal ettiği, bunun üzerine 07.09.2021 tarihli uyarı usulüne uygun olarak mernis adresine tebliğ edildiği, on gün içinde müracaatta bulunmaması üzerine anılan kurum tarafından şüphelinin tedavi gereklerine uymamada ısrar etmesi sebebiyle anılan müdürlüğün 27.10.2021 tarihli ve 2021/6027 İİDK sayılı kararıyla kaydının kapatıldığı, bu bağlamda tedavi gereklerine uygun davranmadığının 10.01.2022 tarihli ve 2021/1176 DS sayılı yazıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi üzerine kamu davası açıldığı anlaşılmakla,
Her ne kadar, denetimli serbestlik kararının infazı sırasında şüphelinin iki defa yükümlülüğü ihlal etmesi ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından bir kez uyarılması sürecinde mevcut olan yürürlükteki anılan Yönetmelik ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre yükümlülüğe uymamakta ısrar olarak kabul edilebilecek ise de,
Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin yargılaması sırasında yürürlüğe girmiş olan anılan Yönetmeliğin 44/3. maddesi uyarınca şüphelinin ikinci ihlalinden sonra ikinci kez yazılı olarak uyarılması ve sonrasında üçüncü kez yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde yükümlülüğe uymamakta ısrar etmiş sayılacağı, şüphelinin iki defa yükümlülüğe uymaması ve bir kez uyarılması şeklinde gelişen süreçte sonradan yürürlüğe giren anılan Yönetmelik düzenlemesi uyarınca yükümlülüğe uymamakta ısrar şartının gerçekleşmiş sayılamayacağı cihetle, Bu doğrultuda, Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesince yargılama sırasında yükümlülüklere uymamada ısrar koşuluna ilişkin sanık lehine düzenleme içeren 11.10.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik düzenlemesinin dikkate alınmadığı, ayrıca yargılama sırasında yürürlüğe giren anılan Yönetmelik'teki düzenleme ile yükümlülüklere uymamada ısrar şartına ilişkin yapılan değişiklik doğrultusunda somut olayda "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 17.11.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2021 tarihli ve 2020/95567 Soruşturma, 2021/25 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 23.02.2021 tarihinde usulûne uygun şekilde tebliğ edilerek 18.03.2021 tarihinde Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2022 tarihli ve 2020/95567 Soruşturma, 2022/4666 Esas, 2022/3444 sayılı iddianamesi ile Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Yapılan yargılama sonucunda, Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.05.2022 tarihli ve 2022/128 Esas, 2022/348 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Dosya kapsamına göre;
Dairemizin yerleşik uygulamaları ve suç tarihi ile denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yürürlükte olan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44/3. maddesinde; "Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde ise infaza son verilerek kayıtlar kapatılır" şeklinde belirtildiği üzere, şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar şartının gerçekleşmesi için yükümlülüğün iki defa ihlal edilmesi gerektiği, denetim dosyasının kapatılması için ise yükümlülüğün ilk ihlali sonrasında uyarı tebliğinin yapılmasını takiben ikinci ihlalin gerçekleşmesi gerektiği,
Ancak 10.11.2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 5/1. maddesinde yer alan, "(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır." şeklindeki ve aynı Yönetmeliğin 44. maddesinde yer alan, "(3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün ikinci kez uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. Suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından ise yükümlünün bir yıl içerisinde üçüncü kez uyarılmasının ardından bir yıl içinde dördüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılması ile ilgili süreç başlatılır. (4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik kararının infazına başlandığı tarihte çocuk olup infaz sürecinde on sekiz yaşını dolduranlar bakımından dördüncü kez, diğer yükümlüler bakımından üçüncü kez ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılması ile ilgili sürecin başlatılacağı ve dosyanın ilgili yargı merciine gönderileceği yükümlüye ihtar edilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, yükümlülüğe uymamada ısrarın, yükümlülüğün üç defa ihlal edilmesi olarak sayıldığı, iki defa uyarılma sonrası üçüncü kez yükümlülüğün ihlal edilmesi halinde ise infaz dosyasının kapatılacağı şeklindeki değişikliğin şüpheli lehine bir düzenleme içerdiği,
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğ edilerek infazına başlanıldığı, şüphelinin denetimli serbestlik tedbiri kapsamında Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 19.03.2021 tarihli ve 2021/1176 DS sayılı yazısıyla 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiğine dair çağrı yazısının 29.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin yasal süresi içerisinde 06.04.2021 tarihinde müdürlüğe başvurması üzerine denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlandığı, 31.08.2021 tarihinde AMATEME sevkinin yapılması için müdürlüğe başvurması gerekirken başvuruda bulunmadığı, bu şekilde denetimli serbestlik tedbirini ihlâl ettiği, bunun üzerine 07.09.2021 tarihli uyarı yazısının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen on gün içinde başvuruda bulunmaması üzerine 27.10.2021 tarihli ve 2021/6027 İİDK sayılı karar ile dosyanın kapatılmasına karar verildiği ve tedavi gereklerine uygun davranmadığının 10.01.2022 tarihli ve 2021/1176 DS sayılı yazıyla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi üzerine kamu davası açıldığı anlaşılmakla,
Her ne kadar, denetimli serbestlik kararının infazı sırasında şüphelinin iki defa yükümlülüğü ihlâl etmesi ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından bir kez uyarılmasının yürürlükteki yönetmelik düzenlemesine göre yükümlülüğe uymamakta ısrar olarak kabul edilebilecek ise de,
Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında yürürlüğe girmiş olan Yönetmeliğin 44/3. maddesi uyarınca şüphelinin ikinci ihlalinden sonra ikinci kez yazılı olarak uyarılması ve sonrasında üçüncü kez yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde yükümlülüğe uymamakta ısrar etmiş sayılacağı, şüphelinin iki defa yükümlülüğe uymaması ve bir kez uyarılması şeklinde gelişen süreçte sonradan yürürlüğe giren Yönetmelik düzenlemesi uyarınca yükümlülüğe uymamakta ısrar şartının gerçekleşmiş sayılamayacağı,
Açıklanan nedenlerle, Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesince yargılama sırasında yükümlülüklere uymamada ısrar koşuluna ilişkin sanık lehine düzenleme içeren 11.10.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik düzenlemesi ile yükümlülüklere uymamada ısrar şartına ilişkin yapılan değişiklik doğrultusunda somut olayda "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleşmediği anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin 2. cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Bursa 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2022 tarihli ve 2022/128 Esas, 2022/348 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.09.2025 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi 2018/3846 E. , 2019/2710 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığının, 27/06/2018 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ...'nın mahkûmiyetine dair İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/11/2013 tarihli ve 2013/743 esas, 2013/1013 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/07/2018 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanığın, 10/12/2011 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 12/09/2012 tarihli ve 2012/119 esas, 2012/1250 sayılı kararıyla 5560 sayılı Kanunla değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
2- Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın kesinleşmesini müteakip Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedbirin infazına başlaması için sanığa gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin 28/01/2013 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, sanığın çağrıya uymadığının bildirilmesi üzerine, yargılamaya devam edildiği ve İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/11/2013 tarihli ve 2013/743 esas, 2013/1013 sayılı kararıyla TCK'nın 191/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 6.000 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar edeceği nazara alındığında, somut olayda İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı kağıdının 28/01/2013 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin tebliğe rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediği bildirilmiş; ancak tek başına bu durumun ise ısrar olarak kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşıldığından denetime uymamakta ısrar şartının gerçekleşmediği hususu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/11/2013 tarihli ve 2013/743 esas, 2013/1013 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemleri, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılacağından, tedbirin infazı sırasında yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191/5. maddesinde "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Görüldüğü üzere, yasa maddesinde davaya devam olunabilmesi için aranan şart "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama" şartı olup, hükümden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten farklı olarak "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartı aranmamaktadır. Bir yargılama şartı olarak "ısrar" koşulu 6545 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Bu nedenle, infaza ilişkin usulî değişiklikler geriye yürümeyeceğinden 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinden önceki dönemde uygulanan ve uygulaması bu tarihten önce sona ermiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin olarak "ısrar şartı" aranmayacaktır.
Sanık hakkındaki denetimli serbestlik tedbirinin infaz edildiği tarihte yürürlükte olan 18/04/2007 tarihli Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununun 27. maddesine dayanılarak hazırlanmış olup, bu Yönetmeliğin "Denetimli serbestlik tedbirinin yerine getirilmesi" başlıklı 87. maddesinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin olarak hükmedilen denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanabilmesi için, öncelikle hükümlüye "uyarılı ilk başvuru davetiyesi" gönderilerek, tebliğden itibaren on gün içerisinde müdürlüğe başvurması gerektiği belirtilir. 6545 sayılı Kanun öncesi dönemde TCK'nın 191. maddesinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına ilişkin olarak "ısrar" koşulu yer almadığı için, aynı yönetmelik maddesinin 2. fıkrası uyarınca da hükümlü on gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmez ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına hiç başlamazsa, denetimli serbestlik tedbiri dosyasının kaydı kapatılarak durum mahkemesine bildirilir.
05/03/2013 tarihinde yürürlüğe girip önceki Yönetmeliği yürürlükten kaldıran Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 40/4. maddesi ile 47/1. maddesinin (a) bendi de aynı yönde düzenleme içermekte olup, usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen yükümlü on gün içerisinde müdürlüğe müracaat etmezse denetimli serbestlik kaydı kapatılır.
Görüldüğü üzere, TCK'nın 191. maddesi uyarınca yapılan yargılamalarda bir usûl hükmü olarak yargılama şartı olan "Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" koşulunun aranmadığı 6545 sayılı Kanun öncesi dönemde, uyarılı ilk başvuru davetiyesine icabet etmeyen, yani tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazına hiç başlamayan hükümlülere yeniden davetiye gönderilmesi ve uyarı yapılması gerektiğine ilişkin olarak Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununda, 18/04/2007 tarihli Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliğinde ve 05/03/2013 tarihli Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinde herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. TCK'nın 191. maddesi uyarınca hakkında tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen ancak bu tedbiri ihlal eden hükümlülerin uyarılmasına ilişkin düzenleme, kendisine gönderilen "uyarılı ilk başvuru davetiyesi"ne icabet edip Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat eden ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlayan, ancak daha sonra yükümlülüklerini ihlal eden hükümlüler için geçerlidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, 5560 sayılı Kanunla değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilen sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat ederek denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği, bu davetiyenin hükümlüye usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen hükümlünün çağrıya uymadığı ve bu şekilde yükümlülüklerini ihlal edip denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı, bu nedenle tedbirin infaz edildiği tarih itibariyle uygulanması gereken 5560 sayılı Kanunla değişik TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilme koşulları oluştuğu,
Ayrıca, sanık hakkında doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının sanık lehine olduğu, bu nedenle, tedbiri ihlal eden sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrasında yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur." şeklindeki hüküm gereğince, yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm verilmesinin yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, "ısrar koşulu gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği" gerekçesine dayanan kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; sanığın mahkûmiyetine dair İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/11/2013 tarihli ve 2013/743 esas, 2013/1013 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10. Ceza Dairesi 2018/3845 E. , 2019/2709 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığının, 27/06/2018 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ...'ın mahkûmiyetine dair İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2014/142 esas, 2014/583 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/07/2018 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanığın, 03/03/2013 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/06/2013 tarihli ve 2013/438 esas, 2013/575 sayılı kararıyla 5560 sayılı Kanunla değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
2- Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedbirin infazına başlaması için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin 12/10/2013 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, sanığın çağrıya uymadığının bildirilmesi üzerine, yargılamaya devam edildiği ve İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2014/142 esas, 2014/583 sayılı kararıyla TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar edeceği nazara alındığında, somut olayda İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı kağıdının 12/10/2013 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin tebliğe rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmediği bildirilmiş; ancak tek başına bu durumun ise ısrar olarak kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşıldığından denetime uymamakta ısrar şartının gerçekleşmediği hususu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2014/142 esas, 2014/583 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemleri, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılacağından, tedbirin infazı sırasında yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191/5. maddesinde "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Görüldüğü üzere, yasa maddesinde davaya devam olunabilmesi için aranan şart "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama" şartı olup, hükümden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten farklı olarak "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartı aranmamaktadır. Bir yargılama şartı olarak "ısrar" koşulu 6545 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Bu nedenle, infaza ilişkin usulî değişiklikler geriye yürümeyeceğinden 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinden önceki dönemde uygulanan ve uygulaması bu tarihten önce sona ermiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin olarak "ısrar şartı" aranmayacaktır.
Sanık hakkındaki denetimli serbestlik tedbirinin infaz edildiği tarihte yürürlükte olan 05/03/2013 tarihli Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununun 27. maddesine dayanılarak hazırlanmış olup, bu Yönetmeliğin 40. maddesi uyarınca, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin olarak hükmedilen denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanabilmesi için, öncelikle hükümlüye "uyarılı ilk başvuru davetiyesi" gönderilerek, tebliğden itibaren on gün içerisinde müdürlüğe başvurması gerektiği belirtilir. 6545 sayılı Kanun öncesi dönemde TCK'nın 191. maddesinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına ilişkin olarak "ısrar" koşulu yer almadığı için, aynı yönetmelik maddesinin 4. fıkrası uyarınca da hükümlü on gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmez ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına hiç başlamazsa, denetimli serbestlik tedbiri dosyasının kaydı kapatılarak durum mahkemesine bildirilir.
Görüldüğü üzere, TCK'nın 191. maddesi uyarınca yapılan yargılamalarda bir usûl hükmü olarak yargılama şartı olan "Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" koşulunun aranmadığı 6545 sayılı Kanun öncesi dönemde, uyarılı ilk başvuru davetiyesine icabet etmeyen, yani tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazına hiç başlamayan hükümlülere yeniden davetiye gönderilmesi ve uyarı yapılması gerektiğine ilişkin olarak Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununda ve 05/03/2013 tarihli Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinde herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. TCK'nın 191. maddesi uyarınca hakkında tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen ancak bu tedbiri ihlal eden hükümlülerin uyarılmasına ilişkin düzenleme, kendisine gönderilen "uyarılı ilk başvuru davetiyesi"ne icabet edip Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat eden ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlayan, ancak daha sonra yükümlülüklerini ihlal eden hükümlüler için geçerlidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilen sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat ederek denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği, bu davetiyenin hükümlüye usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen hükümlünün çağrıya uymadığı ve bu şekilde yükümlülüklerini ihlal edip denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı, sanık hakkında doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının sanık lehine olduğu, bu nedenle, tedbiri ihlal eden sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrasında yer alan "Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur." şeklindeki hüküm gereğince, yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm verilmesinin yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, "ısrar koşulu gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği" gerekçesine dayanan kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; sanığın mahkûmiyetine dair İzmir 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/06/2014 tarihli ve 2014/142 esas, 2014/583 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu 2021/191 E. , 2022/149 K.
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'nın TCK’nın 188/3, 188/4-b, 62, 52/2-4, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ... 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.05.2019 tarihli ve 240-208 sayılı hükmün, sanık ve müdafisi tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 09.07.2019 tarih ve 1758-1741 sayı ile verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 30.06.2020 tarih ve 1326-2671 sayı ile “Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına” karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 01.04.2021 tarih ve 2021/38880 sayı ile;
"...24.05.2018 tarihli olay tutanağı içeriğine göre; dosyadaki diğer sanık ...'ın kullandığı.... numaralı GSM hattı ile yapmış olduğu telefon görüşmeleri teknik takip kapsamında dinlenirken sanığın sanık ... ile yapmış olduğu telefon görüşmelerine göre şahısların ... İlçesi ... Mahallesi ... Caddesi civarında buluşarak uyuşturucu madde ticareti yapacağının anlaşılması üzerine belirtilen çevrede sanık ... hakkında tarassut işlemine başlanılmış, saat 22.20 sıralarında ...plaka sayılı ticari taksi ... Caddesinden yukarı doğru çıkarken ... Sokak kesişiminde durmuş ve sol arka kapıdan sanık ... inerek ... Sokak içerisine girmiş ve yaklaşık 15-20 metre ileride bulunan ağacın altında ... ile buluşarak aralarında bir iki dakikalık görüşmeden sonra birbirlerine birşeyler alıp verdikleri görülmüş ve ardından sanık ...'nın geldiği istikamete doğru yürüyerek ayrıldığı, inmiş olduğu aracın ise ... caddesi üzerinde ilerleyerek geldiği istikamete dönüş alıp yol kenarına park ettiği ve bir müddet bekledikten sonra tekrar hareket ederek sanık ...'yı bırakmış olduğu ... Sokak kesişiminde tekrar aldığı ve ...'nın aracın sağ arka yolcu koltuğuna binmesinin ardından araç hareket ederek ... Caddesinden Atlas Sokağa girmesi üzerine polis ekipleri tarafından usulüne uygun olarak araç durdurulduğu anlaşılmıştır.
Araçta ... ile birlikte ... ve ... isimli şahısların bulunduğu, sanık ...'in uyuşturucu maddeyi ...'ye verdiği, kolluk görevlilerinin aracı durdurması üzerine ...'ın uyuşturucuyu...'e vererek atmasını istediği, tanık...'in de bunu yapmaya çalıştığı, polis görevlilerince...'in attığı 0,30 gram esrarın bulunduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmış, böylelikle sanık ...'nın uyuşturucu maddeyi diğer sanık ...'dan temin ettiği ve bilahare araçlarına binmiş olduğu sanıklar ... ve ...'ye aracın içerisinde vermiş olduğu fiziki takip tutanağı ve tanık beyanlarına göre sabit kabul edilmiştir.
Sanık ...'nın uyuşturucu maddeyi ...'dan aldıktan sonra içerisinde ... ve...'in olduğu araca binmesi ve aracın hareket etmesinden bir müddet sonra polis tarafından durdurularak araçta bulunanlara işlem yapılmış olduğu anlaşılmakla, sanık ... tarafından uyuşturucu madde satışının hareket hâlindeki özel aracın içerisinde gerçekleşmesi karşısında uyuşturucu maddenin verildiği yerin bilirkişi raporunda belirtilen eğitim kurumlarına 200 metre mesafeden daha yakın olduğunun tespitinin mümkün olamayacağı zira hareket halindeki araçta hangi noktada maddenin verildiğinin bilinemeyeceği gerekçesi ile yapılan artırımın hukuka aykırı olduğu, kaldı ki Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.03.2021 tarihli ve 2020/327 E-2021/145 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere araçlar, 'umumi veya umuma açık yerler' olarak nitelendirilemeyeceğinden, sanık ... hakkında umumi sayılmayan araç içerisinde yapılan uyuşturucu verme eylemi yönünden TCK'nın 188/4-b maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayin edilmesinin yasaya aykırı olduğu..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 24.05.2021 tarih ve 6800-5877 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Olay, fiziki takip, yakalama, rızaen teslim, muhafaza altına alma, üst-araç arama ve telefon tespit tutanağına göre;
Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince sokak satıcılarına karşı yürütülen faaliyetler sonucunda; uyuşturucu madde ticareti yaptığı yönünde bilgiler elde edilen ve hakkında başka suretle delil elde edilme imkânı bulunmadığı değerlendirilen ... isimli şahsın kullandığı 0554 130 79 99 numaralı GSM hattına ilişkin, mahkemeden alınan karar doğrultusunda iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması çalışmalarına başlanıldığı,
Bu kapsamda; inceleme dışı sanık ... ile sanık ...'nın, 24.05.2018 tarihi saat 21.51 ile 22.10 arasında gerçekleştirdikleri görüşmelerden, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi civarında buluşup uyuşturucu madde alış verişi yapacaklarının değerlendirilerek, aynı gün saat 22.05 sıralarında bahsi geçen yer çevresinde tertibat alınarak beklenilmeye başlanıldığı..... plaka sayılı ticari bir taksinin ... Caddesinden yukarı doğru çıkarak ... Sokak kesişiminde durduğunun, sol arka kapıdan inen sanık ...'nın ... Sokak içerisine girip 15-20 metre kadar ileride bulunan ağaç altında beklemekte olan inceleme dışı sanık ... ile buluştuğunun, şahısların aralarında 1-2 dakika kadar konuşup birbirlerine bir şeyler alıp vermelerinin ardından sanık ...'nın geldiği istikamete doğru ayrıldığının, ... Caddesi üzerinde ilerleyen.... plaka sayılı aracın ise dönerek yol kenarına park ettiğinin, bir süre sonra hareket edip ... Sokak kesişimine gelerek beklemekte olan sanık ...'yı aldığının, adı geçenin aracın sağ arka koltuğuna oturduğunun, ... Caddesinden Atlas Sokağa giren araca kolluk görevlilerince müdahale edilmesi sırasında araç şoförü ...'ın aracın camını açarak dışarıya bir şey attığının görevlilerce görüldüğü, madde kontrol edildiğinde şeffaf jelatine sarılı şekilde daralı ağırlığı 0,30 gram gelen esrar olduğunun belirlendiği, sonrasında aracın durdurulduğu, şoför ... ve sanık ... dışında aracın sağ ön yolcu koltuğunda ... olduğunun da tespit edildiği, şahıslara üzerlerinde suç unsuru bulunup bulunmadığının sorulması üzerine sanık ...'nın, pantolon sağ arka cebinden çıkardığı beyaz kâğıda sarılı daralı ağırlığı 1,90 gram gelen esrarı görevlilere teslim ettiği, ayrıca üst yoklamasında Nokia.... marka,..... numaralı GSM hattı takılı telefon olduğunun tespit edildiği, sanık ... hakkında yapılan sorgulamada iki adet aranma kaydının da bulunduğu görülerek şahısların saat 22.30 sıralarında yakalandıkları,
... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 25.06.2018 tarihli raporunda; sanık ...'nın üzerinde ele geçen net ağırlığı 1 gram gelen yeşil renkli bitki parçalarından net 0,5 gram, ...'ın araçtan attığı görülen net ağırlığı 0,1 gram gelen yeşil renkli bitki parçalarından ise net 0,04 gram esrar elde edilebileceğinin bildirildiği,
25.05.2018 tarihli olay yeri basit krokisinde; ... ile ... arasında uyuşturucu madde alış verişinin gerçekleştirdiği, ... Mahallesi, ... Sokak üzerindeki yer ile... İlköğretim Okulu arasındaki mesafenin ..... Professional marka cihaz ile yapılan ölçümünde 134 metre olduğunun belirtildiği,
Olay yerinde 17.12.2018 tarihinde naip hâkim eşliğinde ve tutanak tanıklarının katılımıyla yapılan keşif sonrası düzenlenen 20.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda; tutanak tanıklarının göstermesi ile işaretlenen, ... Caddesi ile Cihan Sokağın (eski adı ... Sokak) kesiştiği yerden 15-20 metre kadar ileride bulunan ağacın altı ile... İlköğretim Okulunun duvarı arasındaki mesafenin 130 metre, okulun ön kapısının 153 metre, kuş uçuşu olarak ise 105 metre olduğunun tespit edildiğinin belirtilerek, ölçümlemelere ilişkin basit krokiler ile fotoğraflara da yer verildiği,
Anlaşılmıştır.
Hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı işlem yapılan tanık ...’ın şüpheli sıfatıyla ve müdafisi eşliğinde kollukta alınan ifadesinde; taksi şoförlüğü yaptığını, ara sıra esrar kullandığını, olay günü müşterisi olan ...'nin kendisini arayıp ...'ye götürmesini istediğini, adı geçeni almak üzere gittiğini, daha sonra birisini alacaklarını söylediğini ve ...'yı alarak araca geldiğini, ... Caddesi ile Evliya Sokak kesişimine geldiklerinde ...'in durmalarını istediğini ve araçtan inerek ileriden dönüp gelmelerini söylediğini, ... ile ileriden dönerek aracı park edip 5 dakika kadar beklediklerini, ...'nin araçtan inerek telefonla birisini arayıp konuştuğunu ve "tamam, gidebiliriz" dediğini, ...'yı bıraktıkları yerden tekrar araca aldıklarını, ...'nın esrarı çıkartarak ...'a verdiğini, ...'ın kendisinden aldığı sigara jelatinine esrarı koyduğunu, bu sırada polislerin aracı durdurmak istediklerini, ...'ın polislerin kendilerini durduracağı sırada eline tutuşturup "camdan at" demesi üzerine esrarı heyecanlanarak araçtan attığını, bu esrarı polislerin bulduklarını, ... ve ...'yı tanımadığını, mahkemede ise; taksicilik yaptığını, arkadaşının kendisini arayıp ...'in ... yerine çağırdığını, ... ile ...'i aldıktan sonra yolda polislerin çevirdiğini, bu sırada elinde bulunan boş sigara paketini araçtan dışarı attığını, kolluktaki ifadesini kabul etmediğini,
Hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı işlem yapılan tanık ...’nin şüpheli sıfatıyla ve müdafisi eşliğinde kollukta alınan ifadesinde; esrar kullandığını, ...'yı da 9-10 yıldır tanıdığını, tütüncü dükkânı bulunduğunu, uyuşturucu madde satıp satmadığını bilmediğini ancak aracılık yaptığını, ...'ın ise ticari taksi şoförü olduğunu, olay günü ...'nın tütüncü dükkânına gittiğini, ...'in uyuşturucu madde alacağını söyleyerek aracı olup olmadığını kendisine sorması üzerine taksicilik yapan ...'ı aradığını, taksi gelene kadar sohbet ettiklerini, esrarın güzel olduğunu söyleyince kendisine de almasını istediğini, ...'ın gelmesinin ardından üçü birlikte araca binerek ... Mahallesinde MİT binasının alt tarafında bulunan cadde ile sokak kesişimine gittiklerini, burada ...'in "siz ilerde bekleyin" diyerek araçtan indiğini, aracı park ederek beklemeye başladıklarını, 15 dakika kadar sonra ...'i aradığını, gelip kendisini almalarını söyleyince hareket ettiklerini, bıraktıkları yerden ...'i araca aldıklarını, ...'in araca bindiğinde esrarı kendisine verdiğini, Enes'ten aldığı sigara jelatinine esrarı sardığı sırada polislerin kendilerini durdurmak istediklerini görüp esrarı atması için...'e verdiğini, onun da aracın camından dışarı attığını, bu maddenin görevlilerce bulunduğunu, ...'in üzerinde de esrar ele geçtiğini, mahkemede ise; zaman zaman uyuşturucu madde kullandığını ancak sanıktan hiç almadığını, kolluktaki ifadesini kabul etmediğini,
Tutanağı düzenleyen tanıklardan....ın; teknik takip sonucu şahısların uyuşturucu madde alış verişi için buluşacağını anlamaları üzerine üç ekip olarak ... Caddesi girişinde beklemeye başladıklarını, sanık ...’nın ticari bir taksi ile iki caddenin kesişiminde inerek olay yerine gidip orada bulunan sanık ... ile buluştuğunu, şahısların birbirlerine bir şeyler alıp verdiklerini bizzat görmediğini, ticari taksinin geri dönerek sanık ...’i tekrar araca aldığını, taksiyi müdahale ettikleri sırada şoför mahallinden dışarıya bir şeyler atıldığını gördüklerini, bu atılan maddenin uyuşturucu olduğunu tespit ettiklerini, sanık ...'in üzerinden de bir miktar uyuşturucu ele geçirildiğini,
Tutanağı düzenleyen tanıklardan ...’in; olay günü ... Caddesi girişinde destek amacıyla bulunan ekipte olduğunu, alışveriş anını görmediğini, araca müdahalede bulunduklarını, bu esnada şoför mahallinden yere bir şeyler atıldığını gördüğünü, ayrıca sanık ...’in kendisinin üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi çıkartıp kendilerine teslim ettiğini,
İnceleme dışı sanık ...’ın kollukta; esrar kullandığını,..... numaralı GSM hattını kullandığını, ...'ı tanımadığını, ...'yi aynı mahallede oturmaları nedeniyle, sanık ...'yı da uzun zamandır tanıdığını, olay günü sanığın kendisini buluşmak amacıyla aradığını, evde olduğunu söyleyince ticari taksi ile yanına geldiğini, kendisinden esrar istediğini, ısrar edince kendi içtiğinden ona da verdiğini, ardından ...'in ayrıldığını, ...'in üzerinde ele geçen esrarı kendisinin verdiğini ancak para almadığını, sorgusunda; suçlamayı kabul etmediğini, kolluktaki ifadesini tam olarak tutanağa geçirilmediğini, çocukluk arkadaşı olan sanık ... ile ara sıra beraber para toplayıp uyuşturucu madde alarak kullandıklarını, sanığa verdiği esrarı ortaklaşa aldıkları ve ...’in payına düşen kısım olduğunu, mahkemede; ... ile birlikte ...'dan tanımadığım bir kişiden uyuşturucu madde aldıklarını, kendisinin ...'e uyuşturucu madde satmadığını, telefon görüşmelerinin, ...'e kendisinde kalan uyuşturucu maddeyi vermesine ilişkin konuşmalar olduğunu,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... kollukta; esrar kullandığını ancak satmadığını, tütün dükkânı bulunduğunu, ..... numaralı GSM hattını kullandığını, olay günü üzerinde ele geçen esrarı ...'dan ikram olarak aldığını, ...'yi müşterisi olması nedeniyle tanıdığını, ...'ın ticari taksi şoförü olduğunu, olay günü ...'nin dükkânına geldiğini, "abi kafamızı yapsana, araba var, binelim gidelim" diyerek esrar içmeyi teklif ettiğini, kabul ettiğini, ... yerine gelen ticari taksiye bindiklerini, taksideyken esrar almak için ...'ı aradığını, İnanç'ın ikameti yakınlarında araçtan indiğini, bir ağacın altında beklediğini gördüğü İnanç'ın yanına gidip esrarı aldığını, araçtan indiği yere gelen taksiye tekrar bindiğini, "içelim" diyerek aldığı esrarı hazırlaması için ...'a verdiğini, paketin geri kalanını aldığını, eşi ile mesajlaştığı sırada polislerin aracı durdurduklarını gördüğünü, Enes'in esrarı dışarı attığını görmediğini, bunu polislerden öğrendiğini, esrarı ...'a verdiği sırada haberi olmaksızın almış olabileceklerini, araçtan indikten sonra ...'dan aldığı ve üzerinde bulunan esrarı polislere teslim ettiğini, ... ile yaptığı ve kendisine okunan telefon görüşmelerinin de esrar almak amacıyla yaptığını konuşmalar olduğunu, sorguda; ...’ın arkadaşı olduğunu, uyuşturucu maddeyi birlikte kullanmak için ortak aldıklarını, kendi payını İnanç'tan alıp birlikte içeceklerinden dolayı hazırlaması için ...'a verdiğini, ...'ın birlikte içecekleri esrar dışında kendisine haber vermeden verdiği paketten aldığını düşündüğünü, ...'ın ifadesini kabul etmediğini, taksi şoförü olan ...’ı olay günü gördüğünü, öncesinde ise tanımadığını, mahkemede; arkadaşı ... ile ...'da tanımadıkları bir şahıstan uyuşturucu aldıklarını, bu uyuşturucunun İnanç'ta durduğunu, kendi payına düşeni almak için İnanç’ın yanına gittiği sırada yakalandığını, esrarı kendisinin içeceğini, esrar sarmayı bilmediği için ...’ı yanına aldığını, ...’ın esrar içmeyeceğini, sadece esrarı sarıp kendisine vereceğini, ...’a esrar vermediğini,
Savunmuştur.
5237 sayılı TCK'nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin suç tarihlerininde yürürlükte bulunan 3 ve 4. fıkraları;
“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.
(4) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin olması,
b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi,
hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.” şeklindedir.
Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevki, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır. Fıkradaki suçun oluşması için bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin yapılmış olması gerekir.
Suç tarihinden önce yürürlükte bulunan ve “Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” hükmünü içeren TCK’nın 188. maddesinin dördüncü fıkrası, 04.04.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklikle iki ayrı bent hâlinde düzenlenerek fıkranın (a) bendinde değişiklik öncesinde cezanın yarı oranında artırılarak verilmesine esas olan ve suçun konusu oluşturan “eroin, kokain, morfin veya bazmorfin” maddelerine “sentetik kannabinoid ve türevleri” de eklenmiş, (b) bendinde ise “Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi” hâli, cezanın yarı oranında artırılması gereken nedenler arasına yeni bir düzenleme olarak getirilmiştir.
Suça konu yerlere ilişkin olarak, maddede ''gibi'' ibaresinin kullanılması, yapılan sayımın sınırlayıcı nitelikte olmadığını göstermektedir. Madde metninde isimleri sayılmak suretiyle belirtilenler (okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane) dışında belirleyici olan, "toplu bulunulan" bina ve tesislerin ''tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaç'' içeren yerlerden olmasıdır.
TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde yer alan ağırlaştırıcı nedenin söz konusu olabilmesi için suçun;
a) Okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane veya bu yerlerin varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi,
b) Tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler veya tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesislerin varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi,
Gerekmektedir.
Ağırlaştırıcı nedenin uygulanabilmesi bakımından; okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane ile tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesislerin faaliyetlerine devam ediyor olmalarının da aranması gerektiği gözetilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
İnceleme dışı sanık ... ile sanık ...'nın, 24.05.2018 tarihi saat 21.51 ile 22.10 arasında gerçekleştirdikleri görüşmelerden, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi civarında buluşarak uyuşturucu madde alış verişi yapacaklarının değerlendirilerek, aynı gün saat 22.05 sıralarında bahsi geçen yer çevresinde tertibat alarak beklemeye başlayan kolluk görevlilerinin, .... plaka sayılı ticari bir taksinin ... Caddesinden yukarı doğru çıkarak ... Sokak kesişiminde durduğunu, sol arka kapıdan inen sanık ...'nın ... Sokak içerisine girip 15-20 metre kadar ileride bulunan ağaç altında beklemekte olan inceleme dışı sanık ... ile buluştuğunu, şahısların aralarında 1-2 dakika kadar konuşup birbirlerine bir şeyler alıp verdiklerini, ardından sanık ...'nın geldiği istikamete doğru ayrıldığı ve bir süre önce indiği araca aynı yerde tekrar bindiğini ve sanığın aracın sağ arka koltuğuna oturduğunu gördükleri, ... Caddesinden Atlas Sokağa giren araca müdahale edilmesi sırasında araç şoförü ...'ın aracın camını açarak dışarıya bir şey attığının fark edilerek kontrol edildiğinde, şeffaf jelatine sarılmış esrar olduğunun anlaşıldığı, aracın durdurulmasının ardından şoför ... ve sanık ... dışında aracın sağ ön yolcu koltuğunda ... de olduğunun görüldüğü, şahıslara üzerlerinde suç unsuru bulunup bulunmadığının sorulması üzerine sanık ...'nın, pantolon sağ arka cebinden çıkardığı beyaz kâğıda sarılı esrarı görevlilere teslim ettiği, olay yeri basit krokisi ile mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda, sanık ...’nın, ... Caddesi ile (eski adı ... Sokak) kesişiminden 15-20 metre kadar ileride bulunan ağacın altında inceleme dışı sanık ...’dan esrarı satın aldığı yerin, ...İlköğretim Okulunun çevre duvarına olan mutad yaya yolu kullanılarak gidilebilecek en kısa mesafenin 200 metreden yakın olduğunun belirtildiği, dosya kapsamındaki beyan ve savunmalarda göre de; sanık ...’nın inceleme dışı sanık ...’dan aldığı esrarın bir kısmını ticari taksiye binmesinin ardından hakkında kullanma suçundan işlem yapılan ...’ye verdiği, görevlilerce aracın durdurulmak istenmesi sırasında ise ...’ın, taksi şoförü ...’a dışarı atması için vermesi üzerine...’in de suç konusu esrarı şoför mahallindeki camdan dışarıya attığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Özel Daire arasında sanığın sabit görülen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun sübutu bakımından bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibariyle de herhangi bir isabetsizlik bulunmayan olayda;
TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin, aynı maddenin 3. fıkrasında sayılan eylemlerden "satın alma" eylemini “okulun çevre duvarına iki yüz metreden yakın mesafe içinde işlenmesi hâlini” hükmolunan cezadan yarı oranında artırım nedeni olarak düzenlemesi, sanık ...’nın hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı işlem yapılan ...’ye ticari taksi içerisinde verdiği anlaşılan suç konusu esrarı, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hakkındaki mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilen inceleme dışı sanık ...’dan “ticari amaçla satın aldığı” yerin, ...İlköğretim Okulunun çevre duvarına mutad yaya yolu kullanılarak gidilebilecek en kısa mesafe itibarıyla 200 metreden yakın olduğunun tespit edilmiş olması, Yerel Mahkemenin ve bu kararı doğru bulan Bölge Adliye Mahkemesinin sanık hakkında TCK’nın 188/4-b maddesinin uygulanma gerekçesinin de suç konusu esrarın sanık tarafından araç içerisinde ...’ye verilmesi değil inceleme dışı sanık ...’dan “satın alındığı yer” nedeniyle olduğunun, inceleme dışı sanık ... hakkında da aynı yerde gerçekleşen “satma” eylemi nedeniyle TCK’nın 188/4-b maddesinin uygulandığının anlaşılması hususları birlikte değerlendirildiğinde; suç konusu uyuşturucu maddeyi inceleme dışı sanık ...’dan “ticari amaçla satın alan” sanığın bu suçu işlediği yer itibarıyla hakkında hükmolunan cezadan TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca artırım yapılmasının yasaya uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 03.03.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Sık Sorulan Sorular
Sürecin kişi bakımından işleyişi (ifade, denetimli serbestlik yükümlülükleri, adli sicil sonuçları) için rehber makalemizdeki ayrıntılı anlatıma başvurabilirsiniz; adli sicil kaydının silinmesi de ayrı bir yazıda ele alınmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular
TCK 191 suçunun cezası nedir?
TCK 191'de kamu davasının ertelenmesi nasıl işler?
Kaç gram uyuşturucu kişisel kullanım sayılır?
Denetimli serbestlik yükümlülüğü kaç kez ihlal edilirse dava açılır?
200 metre mesafesi nasıl ölçülür?
Yazar
Av. Oğuzhan Çelik
İstanbul Barosu — Sicil No: 53725
ORCID iD: 0009-0003-3018-5720
Yayın: 26 Temmuz 2026
2015'ten bu yana hukuk alanında; İstanbul merkezli avukatlık ve hukuki danışmanlık. Hakkımda →